<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dantel Modelleri örgü Modeli &#187; Sağlık</title>
	<atom:link href="http://www.everscared.com/oya-ornekleri/saglik/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.everscared.com</link>
	<description>Örgü örnekleri, Oya Modelleri ve Dantel Örnerkleri</description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Sep 2010 07:50:07 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yürüyüş kanserden de koruyor</title>
		<link>http://www.everscared.com/yuruyus-kanserden-de-koruyor.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/yuruyus-kanserden-de-koruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 10:57:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[de]]></category>
		<category><![CDATA[kanserden]]></category>
		<category><![CDATA[koruyor]]></category>
		<category><![CDATA[Yürüyüş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=77270</guid>
		<description><![CDATA[Yürüyüş kanserden de koruyor

Yürüyüş yapmanın, göğüs ve bağırsak kanseri vakalarını azaltacağını ortaya koydu…
İngiliz kanser araştırmacıları, insanların daha fazla yürümesi halinde her yıl 10 bin kadar göğüs ve bağırsak kanseri vakasının engellenebileceğini bildirdi.
Dünya Kanser Araştırma Fonu tarafından yapılan açıklamada, bilimadamlarının, İngiltere’de insanların daha aktif olmaları halinde 4 bin 600 bağırsak, 5 bin de meme kanseri vakasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yürüyüş kanserden de koruyor</p>
<p><img src="http://www.everscared.com/wp-content/uploads/2010/09/Yürüyüş-kanserden-de-koruyor-vert.jpg" alt="" title="Yürüyüş kanserden de koruyor-vert" width="553" height="476" class="alignnone size-full wp-image-77271" /></p>
<p>Yürüyüş yapmanın, göğüs ve bağırsak kanseri vakalarını azaltacağını ortaya koydu…</p>
<p>İngiliz kanser araştırmacıları, insanların daha fazla yürümesi halinde her yıl 10 bin kadar göğüs ve bağırsak kanseri vakasının engellenebileceğini bildirdi.</p>
<p>Dünya Kanser Araştırma Fonu tarafından yapılan açıklamada, bilimadamlarının, İngiltere’de insanların daha aktif olmaları halinde 4 bin 600 bağırsak, 5 bin de meme kanseri vakasının engellenebileceğini tahmin ettiği belirtildi.</p>
<p>Sağlık uzmanları, sağlıklı olmak için yapılan fiziksel aktivitelerin kansere yakalanma riskini düşürdüğünü belirterek, fiziksel aktivitelerin, hormon seviyesini düzenleyerek kanser riskini azalttığına inanıyor.</p>
<p>Avrupa’da kanserlerin yüzde 8′inin nedeninin fazla kilolar ve obezite olduğu belirtiliyor</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/yuruyus-kanserden-de-koruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bacak bacak üstüne atmak zararlı mıdır</title>
		<link>http://www.everscared.com/bacak-bacak-ustune-atmak-zararli-midir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/bacak-bacak-ustune-atmak-zararli-midir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 01:51:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[atmak]]></category>
		<category><![CDATA[bacak]]></category>
		<category><![CDATA[mıdır]]></category>
		<category><![CDATA[üstüne]]></category>
		<category><![CDATA[zararlı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=77240</guid>
		<description><![CDATA[Bacak bacak üstüne atmak zararlı mıdır
Uzmanlar, bir kadının bacak bacak üstüne atması zarif ve şık bir görüntü verebildiğini, ancak bu durumun ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu belirtip özellikle bacak bacak üstüne atmaktan hoşlanan kadınları uyarıyor.
Merkezi Malezya’da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bacak bacak üstüne atmak zararlı mıdır</p>
<p>Uzmanlar, bir kadının bacak bacak üstüne atması zarif ve şık bir görüntü verebildiğini, ancak bu durumun ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu belirtip özellikle bacak bacak üstüne atmaktan hoşlanan kadınları uyarıyor.</p>
<p>Merkezi Malezya’da bulunan ve Çin genelinde de faaliyet gösteren M.J. Sağlık Yönetimi Merkezi adlı kuruluşun raporunda, bacak bacak üstüne atmanın kan akışını engellediği, buna bağlı olarak kan pıhtılaşması, bel burkulması ve incinmesi, omurga disklerinin kayması ve skolyoz (omurgada anormal eğrilik) gibi ciddi rahatsızlıklara neden olduğu bildirildi.</p>
<p>18 bin 61 kişiye uygulanan anket sonucunda yayımlanan raporda, modern toplumun standart alışkanlıklarının insan sağlığına etkileri araştırıldı.</p>
<p>Yaşlıların uyandıktan sonra tansiyon aniden düştüğü ve muvazene kaybına neden olduğu için yataktan hemen kalkmamaları önerilen raporda, yaşlıların uyandıktan sonra en az üç dakika daha uzanarak beklemeleri ve yavaş bir şekilde yataktan doğrulmaları istendi.</p>
<p>Araştırma sırasında tuvalette çok fazla kalmanın zararı da incelenirken, tuvalette kitap okumanın hemoroid ve kabızlığa davet niteliğinde olduğu ve bağırsaklarda tembelleşmeye sebep olduğu belirlendi.</p>
<p>Çay ve kahvenin aşırı sıcak tüketimi, bilgisayar ekranına üç saatten fazla bakma, ofislerde devamlı oturarak çalışma ve az su tüketimi gibi modern toplumun alışkanlıklarının da değerlendirildiği rapor, bu “sağlıksız alışkanlıkların” ölüm nedenlerinde yüzde 50′lik bir orana sahip olduğunu belirtiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/bacak-bacak-ustune-atmak-zararli-midir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bronzlaşmanın zararları nelerdir</title>
		<link>http://www.everscared.com/bronzlasmanin-zararlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/bronzlasmanin-zararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Sep 2010 00:55:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bronzlaşmanın]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=77242</guid>
		<description><![CDATA[Bronzlaşmanın zararları nelerdir
Deri kanserinin en önemli nedeninin güneşten gelen ultraviyole ışınları olduğunu kaydeden uzmanlar, açık tenli kişilerin, çocukluklarında ağır güneş yanığı geçirenlerin ve sıra dışı benleri olanların daha fazla risk altında bulunduğunu vurgulayor.
Son yıllarda her türlü deri kanserinde artış görüldüğünü belirten Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sıdıka Kurul, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bronzlaşmanın zararları nelerdir</p>
<p>Deri kanserinin en önemli nedeninin güneşten gelen ultraviyole ışınları olduğunu kaydeden uzmanlar, açık tenli kişilerin, çocukluklarında ağır güneş yanığı geçirenlerin ve sıra dışı benleri olanların daha fazla risk altında bulunduğunu vurgulayor.</p>
<p>Son yıllarda her türlü deri kanserinde artış görüldüğünü belirten Türk Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sıdıka Kurul, bu artışın bronz tenin popüler olması nedeniyle bilinçsiz güneşlenme modası, solaryum kullanımının artması, ev dışı aktivitelerin yaygınlaşması, ortalama yaşın yükselmesi gibi nedenlerle açıklanabileceğini belirtiyor.</p>
<p>Kurul, konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, bedeni tüm dış tehditlerden koruyan deride, güneş ışını, rüzgar, soğuk, sıcak gibi faktörlere maruz kalması nedeniyle kanser gelişebildiğine dikkati çekti.</p>
<p>Yanık, osteomyelit, kıl dönmesi gibi iyileşmeyen yaraların kendi haline bırakılması durumunda da deri kanseri gelişebildiğinin altını çizen Kurul, saçlı bölgeler dahil deride iyileşmeyen yaraların, büyüme gösteren lekelerin aksi ispat edilene kadar deri kanseri kabul edilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Kurul, deri kanserinden korunmak için en büyük kanser etkeni olan güneşten korunmak ve bilinçli güneşlenmek, güneşten koruyucu kremler kullanmak gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Prof. Dr. Sıdıka Kurul, Türk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin deri kanserleri çalışma grubu oluşturmak üzere girişimlere başladığını da bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/bronzlasmanin-zararlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hıçkırık nasıl sonlandırılır nasıl geçer</title>
		<link>http://www.everscared.com/hickirik-nasil-sonlandirilir-nasil-gecer.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/hickirik-nasil-sonlandirilir-nasil-gecer.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Aug 2010 21:25:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[geçer]]></category>
		<category><![CDATA[Hıçkırık]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sonlandırılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76267</guid>
		<description><![CDATA[Hıçkırık nasıl sonlandırılır nasıl geçer
Göğüs ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin düzensiz kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder.
Soluğunu bir süre tutturmak ya da su içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba yada poşet içindeki hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir.
Ankara Tabip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hıçkırık nasıl sonlandırılır nasıl geçer</p>
<p>Göğüs ve karın boşluğunu ayıran solunumda rol alan diafram adlı adelenin düzensiz kasılmasıyla ortaya çıkar peşpeşe ve uzun süre devam eden hıçkırık solunumu aksatır ve kişiyi rahatsız eder.</p>
<p>Soluğunu bir süre tutturmak ya da su içirmek düzelmeyi sağlayabilir. Başarılı olmazsa bir torba yada poşet içindeki hava kısa süre solunarak hıçkırık sonlandırılabilir.</p>
<p>Ankara Tabip Odası İlkyardım Eğitimi Komisyonu İlkyardım Eğitimi Kursu Ders Notlarından Alınmışır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/hickirik-nasil-sonlandirilir-nasil-gecer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bademcik ve genizeti hastalıkları – bademcik şişmesi – sol bademcik şişmesi – bademcik ameliyatları – genizeti tedavileri</title>
		<link>http://www.everscared.com/bademcik-ve-genizeti-hastaliklari-%e2%80%93-bademcik-sismesi-%e2%80%93-sol-bademcik-sismesi-%e2%80%93-bademcik-ameliyatlari-%e2%80%93-genizeti-tedavileri.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/bademcik-ve-genizeti-hastaliklari-%e2%80%93-bademcik-sismesi-%e2%80%93-sol-bademcik-sismesi-%e2%80%93-bademcik-ameliyatlari-%e2%80%93-genizeti-tedavileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 19:51:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ameliyatları – genizeti]]></category>
		<category><![CDATA[Bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[genizeti]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıkları – bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[şişmesi – bademcik]]></category>
		<category><![CDATA[şişmesi – sol]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76816</guid>
		<description><![CDATA[Bademcik ve genizeti hastalıkları – bademcik şişmesi – sol bademcik şişmesi – bademcik ameliyatları – genizeti tedavileri
Bademcik ve Geniz Eti Nedir:
Bademcikler (tonsil) ve geniz eti (adenoid), lenfoid doku denilen ve vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan organlardır. Tonsiller yutak girişinde, dil kökünün iki yanında yerleşmişlerdir. Geniz eti ise nazofarinks adı verilen ve yutağın üst kısmında yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bademcik ve genizeti hastalıkları – bademcik şişmesi – sol bademcik şişmesi – bademcik ameliyatları – genizeti tedavileri</p>
<p>Bademcik ve Geniz Eti Nedir:</p>
<p>Bademcikler (tonsil) ve geniz eti (adenoid), lenfoid doku denilen ve vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan organlardır. Tonsiller yutak girişinde, dil kökünün iki yanında yerleşmişlerdir. Geniz eti ise nazofarinks adı verilen ve yutağın üst kısmında yani burun boşluğunun arka tarafında bulunurlar. Vücudun bağışıklık sisteminde rol oynayan tonsil (bademcik) ve adenoidler (genizeti) özellikle çocukluk çağında sık olarak enfekte olmalarıyla yada aşırı büyümeleriyle büyük sorun yaratırlar. Tonsil ve adenoid lenfoid dokunun bir parçasıdır ve lenfositler içerirler. Bu lenfositler, vücudun bağışıklık sistemine yardımcı olan antikorları üretirler. Ancak bademciklerin bağışıklık sistemindeki rolleri önemli oranda değildir ve 2.5 yaşından itibaren aktif fonksiyonelleri kalmaz. Bademcik ve geniz eti alınan kişilerde bağışıklıkla ilgili hiç bir olumsuz durumun gelişmemeside bunu göstermektedir.</p>
<p>Bademcik ve Geniz Eti Hastalıkları:<br />
Tonsil ve adenoid hem enfeksiyonlara hemde büyüklüklerine bağlı olarak bazı sorunlara yol açabilirler. Adenoid enfeksiyonları daha çok çocukluk çağının problemi olmasına karşın tonsil yani bademcik hem çocuklarda hem de erişkinlerde hastalık yapabilmektedir. Sık geçirilen enfeksiyonlar, hem hastanın günlük yaşamını etkiler, hemde fazla miktarda antibiyotik kullanılmasına neden olur. Ancak geçirilen enfeksiyonların (iltihapların) en önemli komplikasyonları (istenmeyen sonuçları) kalp kapakçıklarını, eklemleri ve böbrekleri etkileyerek ortaya çıkardıkları rahatsızlıklardır. Enfeksiyonların dışında bademcik ve geniz etinin büyüklükleri de önemli sonuçlara yol açar. Bademciklerin büyük olması; yutma, beslenme ve konuşma sorunları yapar. Ayrıca geçirilen enfeksiyonlara bağlı olarak bademciklerin yapısında bozukluklar meydana gelirse üzerlerinde biriken yiyecek ve doku artıkları ağız kokusu ve hijyen bozukluğuna neden olur. Geniz eti dokusunun büyük olması herşeyden önce burun tıkanıklığına yol açar. Geniz eti ve/veya bademcikleri büyük olan hastalarda ağzı açık uyuma ve horlamaya başlar. Zamanla geçirilen enfeksiyonlar bu dokuların dahada büyümesine yol açarak hastanın nefes almasını zorlaştırabilir. Özellikle 3-7 yaş arasındaki çocuklarda ön plana çıkan geniz eti rahatsızlıkları bazı diğer sağlık sorunlarına ortaya çıkmasınada neden olabilmektedir. Bu sorunları şöyle sıralayabiliriz:</p>
<p>* Sık orta kulak enfeksiyonları ve orta kulakta havalanma bozukluğuna bağlı kulak zarında çökme, kulak zarında yırtılma ve işitme kaybı. İşitme kaybı bazen anne-babanın farkedemeyeceği seviyede olur ancak sıklıkla da hastayı doktora götüren ilk sebeptir.<br />
* Çene ve yüz kemiklerinde gelişim bozukluğu, dolayısıyla diş geliminde bozulmalar İlerleyen olgularda hastalığın kendisine has bir yüz görünümü oluşur(ADENOİD YÜZ). Bu çocuklarda algılama, konsantrasyon bozukluğuna izlenir<br />
* Geniz akıntısı nedeniyle sık boğaz iltihabı (farenjit), öksürük ve alt solunum yolu problemleri, başağrısı ve sinüzit sorunları<br />
* Burun tıkanıklığının artması hastalarda 8-10 saniyeyi aşkın nefes tutma nöbetleriyle sonuçlanabilirki buna apne nöbeti denir (Video 1). Apne nöbetlerinin farkedilmesi çok önemlidir bir çocukta apne nöbetinin olması kalp ritm bozuklukları, akciğer sorunları gibi ciddi rahatsızlıklara yol açabileceği gibi uykuda solunum ve kalp durması gibi sonuçlarada yol açabilir.</p>
<p>Bademcik ve Geniz Eti Hastalıklarının Tedavisi:<br />
Bademcik ve geniz etinin akut enfeksiyonlarında tedavi genellikle antibiyotiklerin kullanılmasıdır. Antibiyotiklerin yanında ağrı kesici- ateş düşürücüler ve orta kulak ve östaki problemleri hastalığa eklenmişse dekonjestanlar (exofed, sudafed gibi şuruplar veya otrivine, iliadin gibi burun damlaları) tedavide kullanılabilirler. Ciddi problemlere yol açmayan ve sık infeksiyona yol açmayan bademcik ve geniz eti ilaçlarla tedavi edilerek tekip edilmesine karşın, bazen bademcik ve geniz etinin alınması gerekir. Tonsil ve adenoidin alınmasına karar vermek, bazen kolaysa da bazen hastayı belli bir süre takip etmeyi gerektirir. Ameliyata karar verilmesine neden olan durumlar şunlardır:</p>
<p>* Sık sık infeksiyon geçirilmesi: Genelde kabul edilen durum, birbirini takip eden yıllarda, senede 4 veya daha enfeksiyon geçirilmesidir.<br />
* Tonsillerde enfeksiyon olmasada yutmayı zorlaştıracak kadar büyüme olması<br />
* Tonsil dokusunun tek taraflı büyümesi (lenfoma veya başka habis hastalıkların belirtisi olabileceğinden)<br />
* Tonsil üzerinde ağız kokusuna neden olabilecek şekilde sık sık birikim olması<br />
* Adenoid dokusunun nefes almayı bozarak apne nöbetleri oluşturacak kadar büyümesi<br />
* Geniz eti enfeksiyonlarının orta kulak iltihabı (otitis media) ve işitme kaybına neden olması<br />
* Sık sık sinüzit ve alt solunum yolu problemlerine neden olması</p>
<p>Bademcik ve Geniz Eti Ameliyatları:<br />
Hastaların birçoğunda ameliyatların 3 ila 7 yaş arasında gerçekleştirilmesine karşın ameliyat için bir yaş sınırlaması yoktur. Yaygın olarak kabul edilen görüş tonsil (bademcik) ameliyatı için hastanın 2 yaşını doldurması gerektiğidir. Adenoid yani geniz eti için bir alt sınır olmayıp 1 yaşında dahi operasyon yapılabilir. Birçok kez çocuk büyüsün diye beklemek hastaya zararlı olabilmekte; tedavinin başarısını düşürmekle kalmayıp yüz gelimişinde kalıcı bozukluklarla sonuçlanmaktadır.Günümüzün gelişen teknolojisiyle anestezi alanındada birçok yenilikler olmuş bu tür ameliyatlar için daha önce var olan alt sınır artık ortadan kalkmıştır. Tonsil ve adenoidler hastalığın durumuna göre birlikte veya ayrı çıkartılabilirler. Sadece tonsil çıkartılırsa tonsillektomi; sadece adenoid çıkartılırsa adenoidektomi; birlikte çıkartılırsa adenotonsillektomi ameliyatı adı verilir. Tüm dünyada en sık yapılan ameliyatların başında gelen bu ameliyatların kararı verilirken çok dikkatli davranılmalı ameliyattan önce özellikle varolabilecek kanama ve pıhtılaşma bozuklukları mutlaka araştırılmalıdır. Bu konuda en sık yapılan hatalardan biri de belirgin veya gizli bir damak yetersizliği durumunda ameliyat yapılmasıdır. Bu durumda ameliyattan sonra hastada yutma ve konuşma fonksiyonlarında bozulmalar görülecektir. Ameliyatlar genel anestezi altında yapılmaktadır. Tonsil’in alınması uygun kesi ile etrafındaki kapsül ile birlikte çıkarılması şeklinde olur. Günümüzde shaver ile , radyofrekans dalgalarıyla küçültmek yada coblator adı verilen cihazlarla daha güvenli olarak ameliyatlar gerçekleştirilmektedir. Adenoid ameliyatı ise büyümüş dokunun kazınması şeklindedir. Ameliyat süresi genellikle kısadır ve 30-45 dk arasında değişir. Ameliyat sonrası genellikle hastanede yatmak gerekmez. Bazen özellikle eşlik eden hastalıklar varsa veya kanama riski mevcutsa bir gece hastanede kalınması gerekebilir.</p>
<p>Her ameliyat gibi bademcik ve geniz eti ameliyatlarının da risk ve komplikasyonları olabilmektedir. Genel anestezi her zaman için bazı riskler taşır. Ancak anestezi teknik ve ilaçlarındaki gelişmeler her geçen gün bu riski azaltmaktadır. Bunun dışında en sık görülen komplikasyon kanamadır. Bazen ciddi boyutlara ulaşabilmesine rağmen, dikkatli ve titiz bir çalışma ve yeni ameliyat cihazlarıyla bu problem nadir görülmektedir.Özellikle erişkin hastalarda olmak üzere ağrı hastayı en çok rahatsız eden durumdur; bu sorunda ağrı kesiciler ile kontrol altına alınmaktadır.<br />
Ameliyat sonrası farenjit oluştuğuna dair inanış vardır. Bu yanlış bir düşüncedir. Hastalar bademcik alındıktan sonra hiç boğaz ağrısı olmayacağı beklentisine girerlerse yanılabilirler. Farenjit gelişmesinin bademciklerin alınmasıyla bir ilgisi yoktur. Hatta bazen enfeksiyonlu bademcikler farenjiti artırabilirler.</p>
<p>Ameliyattan Sonra Nelere Dikkat Edilmelidir:<br />
Sadece adenoidektomi ameliyatı yapılan hastalarda fazla problem yaşanmaz ve ağrı sorun olmaz. Özel bir diyete de gereksinim yoktur. Ancak tonsillerin alındığı tonsillektomi ameliyatından sonra ağrı özellikle erişkinlerde sorun yaratır. Yutma başlangıçta ağrılı ve sorunludur. Ancak tüm yakınmalar 5-7 gün içerisinde ortadan kalkar. Hastaya aspirin dışında ağrı kesiciler (aspirin dışında) ve giderek normale geçen yumuşak bir diyet verilir. En çok uyulması gereken kurallar beslenme ile ilgilidir. Özellikle ilk 3 günde kanama olasılığı daha çok olduğu için soğuk veya ılık sıvı gıdalar seçilmelidir. Bu nedenle soğuk süt, çorba, meyve suyu, muhallebi, dondurma gibi besinler idealdir. Amaliyatın ilk gününde koyu renkli kan kusulması normaldir ve ameliyat sırasında yutulan kanla ilgilidir. Ancak sürekli kırmızı renkli yeni kan gelmesi hemen doktorunuza başvurmayı gerektirir. 4.günden itibaren yavaş yavaş normal gıdaya geçilir. Hastanın ağrı nedeniyle birşey yemek istememesi ağrının devamına neden olur. Mutlaka bol miktarda sıvı alınmalıdır. Ameliyattan sonra hafif ateş olması beklenen bir durumdur. Yeterli sıvı alınması ve ateş düşürücü ilaçlarla genellikle normale döner. Bazen hastalar ameliyattan birkaç gün sonra doktora başvurarak bademcik bölgesinde iltihap geliştiğinden yakınırlar. Bu genellikle bademcikler alındıktan sonra o bölgede beyaz bir örtü oluşturan iyileşme dokusunun hastayı yanıltmasıdır.</p>
<p>Dr. N.Tan Ergin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/bademcik-ve-genizeti-hastaliklari-%e2%80%93-bademcik-sismesi-%e2%80%93-sol-bademcik-sismesi-%e2%80%93-bademcik-ameliyatlari-%e2%80%93-genizeti-tedavileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık kanseri – yumurtalık kanseri hakkında – yumurtalık kanseri tedavisi – yumurtalık kanseri riski – kimler yumurtalık kanseri olur</title>
		<link>http://www.everscared.com/yumurtalik-kanseri-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-tedavisi-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-riski-%e2%80%93-kimler-yumurtalik-kanseri-olur.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/yumurtalik-kanseri-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-tedavisi-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-riski-%e2%80%93-kimler-yumurtalik-kanseri-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 14:04:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında – yumurtalık]]></category>
		<category><![CDATA[Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[kanseri – yumurtalık]]></category>
		<category><![CDATA[Olur]]></category>
		<category><![CDATA[riski – kimler]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi – yumurtalık]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76723</guid>
		<description><![CDATA[Yumurtalık kanseri – yumurtalık kanseri hakkında – yumurtalık kanseri tedavisi – yumurtalık kanseri riski – kimler yumurtalık kanseri olur
Yumurtalık (over) kanser kadınlarda kansere bağlı ölümlerde dördüncü sırada yer alır. Belirtiler geç ortaya çıktığı için tanı genellikle geç evrelerde konulabiliyor. Kanseri tanısı konan hastaların %70’inde evre III ve IV hastalık görülmekte.
Erken tanı oldukça zor olup yıllık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yumurtalık kanseri – yumurtalık kanseri hakkında – yumurtalık kanseri tedavisi – yumurtalık kanseri riski – kimler yumurtalık kanseri olur</p>
<p>Yumurtalık (over) kanser kadınlarda kansere bağlı ölümlerde dördüncü sırada yer alır. Belirtiler geç ortaya çıktığı için tanı genellikle geç evrelerde konulabiliyor. Kanseri tanısı konan hastaların %70’inde evre III ve IV hastalık görülmekte.</p>
<p>Erken tanı oldukça zor olup yıllık kontrollerin ve tanıda kullanılan serum tümör belirteçlerinin rolü oldukça sınırlı.</p>
<p>Over kanserinde 5 yıllık sağkalım oranı ortalama sadece %30 olduğu için risk faktörleri ve koruyucu önlemler oldukça önem kazanıyor. Riski artıran en önemli neden genetik faktörlerdir. Bu kanserlerin yaklaşık olarak %10’u genetik faktörlere bağlıdır ve bu üç grupta inceleniyor:</p>
<p>1-Sadece overde görülen kanserler<br />
2-Over-meme kanseri</p>
<p>Lynch sendromu: Burada over ve meme kanseri dışında prostat, kolon, pankreas ve safra kesesi gibi diğer organ kanserleri de görülebilmekte.</p>
<p>Genetik açıdan over kanseri riskini artıran en sık değişiklik BRCA 1 ve 2 genlerinde oluşan mutasyonlardır. Genetik geçişli over kanserlerinin %85’i BRCA1 ve 2 mutasyonlarına bağlı. Bu mutasyonların sıklığı 1/300 ile 1/800 arasında değişmekle birlikte, bu sıklık toplumlar arasında önemi farklılıklar gösterebiliyor. Örneğin Askenazilerde görülme sıklığı 1/40’dir.</p>
<p>Araştırmalar gösteriyor ki, BRCA 1 mutasyonu olan kadınlarda yaşam boyu over kanseri görülme riski %32-84, BRCA 2 mutasyonunda ise bu oran daha düşük. BRCA mutasyonu olan kadınlarda over kanseri riski, genel toplumdaki orandan 15 kat daha yüksek bulunmuştur.</p>
<p>Genetik açıdan over kanseri riskini arttıran diğer önemli bir faktör de MMR genlerinde (örn. MSH2 ve MLH1) olan mutasyonlardır. MSH2 ve MLH1 mutasyonlarında rahim, bağırsak, prostat, pankreas ve safra kesesi kanserleri ile birlikte over kanseri riski de arttırmaktadır.</p>
<p>Genetik tarama<br />
Over kanseri riski yüksek olan kadınların genetik açıdan taranması ve riskin objektif olarak ortaya konması, alınacak koruyucu önlemler açısından oldukça önemlidir. Genetik tarama için kesin kriterler olmamakla birlikte, aşağıdaki gruplara önerilmektedir.</p>
<p>Birinci derece iki yakınında meme kanseri olması ve bunlardan en az birinde tanının 50 yaşından önce konulması.</p>
<p>Birinci veya ikinci derece en az üç kişide meme kanseri olması.</p>
<p>Birinci veya ikinci derece 1 kişide over ve meme kanserinin birlikte bulunması.</p>
<p>Birinci derece bir yakınında her iki memede kanser tarama için yeterli görülmektedir.</p>
<p>Birinci veya ikinci derece en az 2 yakınında over kanseri olması.</p>
<p>Ailenin bir erkek bireyinde meme kanseri olması.</p>
<p>Askenazi Yahudilerinde ailede en az 1 kişinin over veya meme kanseri olması.</p>
<p>Koruyucu önlemler<br />
Genetik yatkınlığı olan kadınlarda koruyucu önlemler oldukça önemlidir. Ultrason muayenelerine ve CA-125 olarak adlandırılan tümör belirteçlerine 25-35 yaşlarında başlanılması ve yıllık sürdürülmesi;</p>
<p>Doğum kontrol hapı kullanılması;</p>
<p>Koruyucu olarak yumurtalıkların alınması: Genetik açıdan riskli olan BRCA 1 veya 2 mutasyonlarını taşıyan, ailesinde en az 2 over kanseri hasta bulunan kadınlar çocuk doğurup ailelerini tamamladıktan sonra veya 35 yaşında her iki yumurtalığın alınması önerilmektedir.</p>
<p>MMR gen mutasyonu olanlarda da yine 35 yaşından sonra overlerin alınması önerilmektedir.</p>
<p>Diğer risk faktörleri<br />
Çevresel faktörler: Dünyada over kanserinin en yüksek olduğu ülkeler İskandinav ülkeleri ve en düşük olduğu ülkeler Çin ve Japonya gibi Uzakdoğu ülkeleridir. Japonya’dan ABD’ye göç eden kadınlarda bu oran yükselmekte ve Anglo-Saksonlardaki düzeye ulaşıyor. Bu yiyecek, kültürel ve geleneksel faktörlerin over kanseri gelişiminde etkili olduğunu düşündürmektedir.</p>
<p>Beslenme faktörleri: Over kanseri riski ile beslenme faktörleri konusunda kesin bir veri yok ama kırmızı et ve yağdan zengin beslenme şeklinin riski arttırdığı düşünülmekte. Ayrıca glisemik indeksi yüksek olan besinlerin birçok kanserle birlikte over kanseri riskini de arttırdığı bazı çalışmalarda gösterildi.</p>
<p>Kısırlık ve tedavide kullanılan ilaçlar: İlk defa 1992 yılında kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçların over kanseri riskini 2.8 kat arttırdığı ile ilgili bazı veriler yayımlandı ancak birçok çalışmada bu ilişki doğrulanamadı. Bugün genel kabul edilen görüş, kısırlık tedavisinde kullanılan ilaçların over kanseri riskini minimal düzeyde arttırabileceği şeklindedir. Kısırlığın tek başına risk faktörü olduğu birçok çalışmada gösterildi. Bu nedenle tedavide kullanılan ilaçların getirdiği ek riskin önemli düzeyde olmadığı kabul edilmektedir.</p>
<p>Doğurganlık: Çocuk doğurmayanlar da over kanseri riski daha yüksektir. Ancak burada önemli olan çocuk doğurmamanın, kadına bağlı faktörlerden kaynaklanmasıdır. Erkek faktörüne bağlı kısırlıklarda bu riskte önemli bir değişiklik gözlenmiyor. Bir çalışmada bir kez gebe kalan kadınlar ile hiç gebe kalmamış kadınlar karşıaştırıldı ve riskin 1.27 kat azaldığı gösterildi.</p>
<p>Emzirme: Birçok çalışmada emzirmenin over kanseri riskini azalttığı gösterildi.</p>
<p>Menstruasyon faktörleri: Bazı çalışmalarda erken yaşta adet görme ve geç menopoz ile over kanseri riskinin arttığı gösterilmekle birlikte, bu ilişki kesin kanıtlanmış değil.</p>
<p>Kimyasal karsinojenler: Bu konuda en çok suçlanan ajan talk pudrası olup, birçok çalışmada genital bölgeye pudra sürülmesi, riskte çok az da olsa artışa neden olduğu gösterildi.</p>
<p>Enfeksiyonlar: En çok üzerinde durulan ajan, kabakulak virüsüdür, riskin arttığını ve azaldığını gösteren çelişkili araştırmalar var.</p>
<p>Koruyucu önlemler</p>
<p>Beslenme: Bazı çalışmalara göre, soyadan zengin beslenme riski azaltıyor.</p>
<p>Doğum kontrol hapları: 5 yıl süre ile doğum kontrol hapı kullanan kadınlarda over kanseri riskinin %40 oranında azaldığı ve bu koruyucu etkinin hap kesildikten sonra 10 yıl süre ile devam ettiği gösterildi. Risk altındaki kadınlarda doğum kontrol hapı kullanımı oldukça önemli.</p>
<p>Doğum ve Emzirme<br />
Tüplerin bağlanması: Kesin olmamakla birlikte, bazı çalışmalarda tüpleri bağlanan kadınlarda riskin daha düşük olduğu gösterildi. Bu nedenle overlerin alınmasını istemeyen kadınlarda tüp bağlanması önerilebilir.</p>
<p>Overlerin koruyucu amaçla alınması: Gen mutasyonu olduğu gösterilen veya öyküye dayanarak riskin yüksek olduğu saptanan kadınlarda 35 yaşından sonra veya çocuk doğumundan sonra overlerin alınması önerilmekte. Buna rağmen, karın duvarında hâlâ kanser görülebileceği unutulmamalı.</p>
<p>Asetaminofen kullanımı: Bazı çalışmalarda asetaminofen kullanımının over kanseri riskini önemli azalttığı gösterildi.</p>
<p>Metformin (Glukophage) kullanımı: Diabet hastalarında kullanılan ve insülin direncini azaltan metfromin birçok kanser riski ile birlikte over kanseri riskini azalttığını gösteren çalışmalar var. İnsülin direnci ile kanser ilişkisini gösteren birçok veri bulunmakta ve bu nedenle metformin ilerisi için oldukça umut vaat etmekte.</p>
<p>Sonuç olarak over kanseri riskini arttıran en önemli faktörün genetik faktörler olduğunu ve en etkin korunma yöntemlerinin doğum kontrol hapı kullanımı ile overlerin koruyucu amaçla alınması oduğunu söyleyebiliriz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/yumurtalik-kanseri-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-tedavisi-%e2%80%93-yumurtalik-kanseri-riski-%e2%80%93-kimler-yumurtalik-kanseri-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme kanseri – meme kanseri hakkında – meme kanseri doğal çözüm – keten tohumu faydası – soya yağı faydası</title>
		<link>http://www.everscared.com/meme-kanseri-%e2%80%93-meme-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-meme-kanseri-dogal-cozum-%e2%80%93-keten-tohumu-faydasi-%e2%80%93-soya-yagi-faydasi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/meme-kanseri-%e2%80%93-meme-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-meme-kanseri-dogal-cozum-%e2%80%93-keten-tohumu-faydasi-%e2%80%93-soya-yagi-faydasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 12:02:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[faydası]]></category>
		<category><![CDATA[Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Meme]]></category>
		<category><![CDATA[yağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76725</guid>
		<description><![CDATA[Meme kanseri – meme kanseri hakkında – meme kanseri doğal çözüm – keten tohumu faydası – soya yağı faydası
Uzmanlardan kansere karşı etkili bir öneri.
“Meme kanseri dahil tüm kanserlerde beslenme ana nedenlerden biridir” diyen Medical Park Kanser Hastanesi’nden Beslenme Uzmanı Hülya Çağatay, “Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz gereken iki besin vardır :Soya yağı ve keten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Meme kanseri – meme kanseri hakkında – meme kanseri doğal çözüm – keten tohumu faydası – soya yağı faydası</p>
<p>Uzmanlardan kansere karşı etkili bir öneri.</p>
<p>“Meme kanseri dahil tüm kanserlerde beslenme ana nedenlerden biridir” diyen Medical Park Kanser Hastanesi’nden Beslenme Uzmanı Hülya Çağatay, “Ailenizde meme kanseri varsa özellikle tüketmeniz gereken iki besin vardır :Soya yağı ve keten tohumu” dedi.</p>
<p>Çağatay konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu iki besinin meme kanserinden korunmada özellikle fibro kistik memelerde kullanımı şiddetle önerilir. Önemli nokta meme kanseri olmuş kişide keten tohumu ve soya yağı önerilmemektedir. Bir diğer besin de limondur. Limon içeriğindeki ellagic asit nedeniyle meme kanserinde koruyucu, hastalığın ilerlemesinde durdurucu etkiye sahip olduğu bazı hayvan çalışmalarında görülmüştür. Limonu sadece salatalarınıza katmayıp, kabuğuyla yemeye çalışın. Bahsettiğimiz bu etken madde sadece limonda değil yüksek oranda böğürtlen yapraklarında da vardır. Limon kabukları ve böğürtlen yapraklarından yapacağınız bir bitki çayı sizi meme kanserinden korumaya yardımcı olacaktır.”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/meme-kanseri-%e2%80%93-meme-kanseri-hakkinda-%e2%80%93-meme-kanseri-dogal-cozum-%e2%80%93-keten-tohumu-faydasi-%e2%80%93-soya-yagi-faydasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Kanseri – Rahim kanseri riski – rahim kanseri hakkında</title>
		<link>http://www.everscared.com/rahim-kanseri-%e2%80%93-rahim-kanseri-riski-%e2%80%93-rahim-kanseri-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/rahim-kanseri-%e2%80%93-rahim-kanseri-riski-%e2%80%93-rahim-kanseri-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 10:59:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Kanseri – Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[riski – rahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76729</guid>
		<description><![CDATA[Rahim Kanseri – Rahim kanseri riski – rahim kanseri hakkında
İNGİLTERE Kanser Araştırmaları Merkezi uzmanları, hiç doğurmayan kadınların rahim kanseri olma riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.
Araştırmalarda ayrıca obez kadınlarda da rahim kanserine daha sık rastlandığı saptandı. Doktorlar, günümüz kadınının kariyer sahibi olmak için çocuk yapmadığını ya da tek çocuk sahibi olduğunu ve bu nedenle geçtiğimiz yıllara
nazaran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Rahim Kanseri – Rahim kanseri riski – rahim kanseri hakkında</p>
<p>İNGİLTERE Kanser Araştırmaları Merkezi uzmanları, hiç doğurmayan kadınların rahim kanseri olma riskinin yüksek olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Araştırmalarda ayrıca obez kadınlarda da rahim kanserine daha sık rastlandığı saptandı. Doktorlar, günümüz kadınının kariyer sahibi olmak için çocuk yapmadığını ya da tek çocuk sahibi olduğunu ve bu nedenle geçtiğimiz yıllara<br />
nazaran daha fazla kadının rahim kanserine yakalandığını söyledi.</p>
<p>İstatistiklere göre 70’li yıllarda yılda ortalama 4 bin 175 kadın rahim kanseri olurken, günümüzde bu sayı 7 bin 530. İngiltere’de her yıl bin 700 kadın rahim<br />
kanserinden hayatını kaybediyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/rahim-kanseri-%e2%80%93-rahim-kanseri-riski-%e2%80%93-rahim-kanseri-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uyku sorunları – uyku sorunları tedavisi – uykusuzluk – çocuklarda uykusuzluk</title>
		<link>http://www.everscared.com/uyku-sorunlari-%e2%80%93-uyku-sorunlari-tedavisi-%e2%80%93-uykusuzluk-%e2%80%93-cocuklarda-uykusuzluk.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/uyku-sorunlari-%e2%80%93-uyku-sorunlari-tedavisi-%e2%80%93-uykusuzluk-%e2%80%93-cocuklarda-uykusuzluk.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 08:23:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları – uyku]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi – uykusuzluk – çocuklarda]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuzluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76749</guid>
		<description><![CDATA[Uyku sorunları – uyku sorunları tedavisi – uykusuzluk – çocuklarda uykusuzluk
Çoğumuz uykuda vücudumuzun ve beynimizin dinlendiğini, tazelendiğini düşünür. Uykusuz bir gecenin sonunda vücudumuzda kırıklıklar, başımızda ağrılar ortaya çıkabilir, “kafamızı toplayıp” doğru düşünmekte zorlanırız. Çok az uyuyabilen, uykusu kalitesiz olan insanların genellikle gün içinde sinirli, huzursuz, keyifsiz oldukları, çabuk yoruldukları, dalgın ve unutkan oldukları, kolay hastalanıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uyku sorunları – uyku sorunları tedavisi – uykusuzluk – çocuklarda uykusuzluk</p>
<p>Çoğumuz uykuda vücudumuzun ve beynimizin dinlendiğini, tazelendiğini düşünür. Uykusuz bir gecenin sonunda vücudumuzda kırıklıklar, başımızda ağrılar ortaya çıkabilir, “kafamızı toplayıp” doğru düşünmekte zorlanırız. Çok az uyuyabilen, uykusu kalitesiz olan insanların genellikle gün içinde sinirli, huzursuz, keyifsiz oldukları, çabuk yoruldukları, dalgın ve unutkan oldukları, kolay hastalanıp geç ve güç iyileştikleri görülür.</p>
<p>İnsanlar Neden Uykusuzluğa Duyarlıdır?</p>
<p>Bu sorunun kabul edilebilir cevabı, ancak son zamanlarda uykunun olmazsa olmaz biyolojik işlevleri hakkında bildiklerimizin değişmesiyle mümkün olmuştur.</p>
<p>Uyku, beyin için bir “dinlenme süresi” değildir. Tersine, beyin metabolizması ölçümleri, beynin uykuda zaman zaman uyanıkken olduğu kadar, hatta daha fazla çalıştığına işaret etmektedir.</p>
<p>Özellikle rüyaların en sık görüldüğü REM uykusu (İnglizce rapid eye movements teriminin uluslararası kabul görmüş kısaltması) sırasında vücut neredeyse tamamen felç olmuş gibi hareketsizken beynimiz, özellikle beyin kabuğu olan korteks, yoğun bir çalışma içine girmektedir.</p>
<p>Bu süreç içinde uyanıkken beynimize dışardan ve vücudumuzdan giren tüm bilgiler yeniden işlenmekte, sınıflandırılmakta, eski bilgilerle ilintilendirilmekte, görece önemlerine bağlı olarak belleğe taşınmaktadır.</p>
<p>Rüyalar, bu bilgilerin yeniden işlenmesi, pekiştirilmesi sırasında oluşan “video klipleri” gibidir. Yeni bilgiler edindikten sonra iyi bir uyku uyuyanların, az ve kötü uyuyanlara göre daha daha çok şey hatırladıkları uzun zamandır bilinen birşeydir.</p>
<p>Son zamanlarda bilim insanları, uykunun, özellikle REM uykusunun sadece öğrenmeyi pekiştirdiğini değil, ayrıca uykuda problemlerin çözümü için çalışmaya devam ettiklerini de göstermiştir.</p>
<p>Özellikle hayvan deneylerinde uykunun bellek pekiştirme konusundaki önemi uzun süredir bilimektedir. Son günlerde yayınlanan bir araştırma sonuçları, bu konunun insanlar için de ne kadar önemli olduğunu dramtik bir biçimde göstermiştir.</p>
<p>ABD de, Boston şehrindeki bir araştırma merkezinde bir saat süreyle karmaşık bilmeceleri çözmeleri istenen 99 denek iki gruba ayrılmış: İlk gruptakiler testten sonra 90 dakika uyumuşlar, diğer bir gurup dinlenmiş ama uyumamış.</p>
<p>Bu süre içinde deneklere belli aralarla ne düşündükleri veya ne rüya gördükleri sorulmuş. Sonra deneklerden aynı bilmeceyi çözmeye devam etmeleri istenmiş. Uyumayanların başarıları değişmemiş veya azalmış. Uyuyanların bilmecelerle ilgili rüya görmeyenlerinde başarı düzeyi aynı kalmış veya çok az artmış. Bilmecelerle ilgili rüya gören 4 denekte ise problem çözme süresi yarıya inmiş, ve başarı puanları on kat (!) artmış.</p>
<p>Daha da şaşırtıcı olan, bu dört deneğin şekerleme uykusundan önceki puanlarının oldukca düşük olması. Bu bulgu, araştırmacılar tarafından beynin REM (rüya) uykusu sırasında sadece yeni gelen bilgileri sınıflandırıp depolamadığını, bunun ötesinde problemleri çözmek için çaba harcamaya devam ettiğini şeklinde yorumlanmış.</p>
<p>Öyle anlaşılıyor ki, beynimiz hem problem çözmek için, hem de bilgilerimizi “akılcı, mantıklı” biçimde ilintilendirebilmemiz için, yani aklı başında çalışabilmek için, kaliteli ve yeterli uyumaya muhtaç. Az ve kalitesiz uyuyanların daha sonra hem fiziksel hem psikolojik olarak sıkıntılar çekmeleri herhalde beynin kendisini gerekli olduğu kadar “toparlayamamasından” olsa gerek. Hele uykusuzluk uzun sürer huy haline gelirse tüm yaşam kalitemizi olumsuz etkileyebilir. Sağlıklı uyku, huzurlu bir yaşamın olmazsa olmazlarındandır.</p>
<p>Amerikan Hastanesi<br />
Uyku Kliniği<br />
Bölüm Şefi Dr. Sabri Derman</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/uyku-sorunlari-%e2%80%93-uyku-sorunlari-tedavisi-%e2%80%93-uykusuzluk-%e2%80%93-cocuklarda-uykusuzluk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital estetik – genital estetik nedir – genital estetik nasıl olur – genital estetik tedavisi – genital estetik hakkında</title>
		<link>http://www.everscared.com/genital-estetik-%e2%80%93-genital-estetik-nedir-%e2%80%93-genital-estetik-nasil-olur-%e2%80%93-genital-estetik-tedavisi-%e2%80%93-genital-estetik-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/genital-estetik-%e2%80%93-genital-estetik-nedir-%e2%80%93-genital-estetik-nasil-olur-%e2%80%93-genital-estetik-tedavisi-%e2%80%93-genital-estetik-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 07:13:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[estetik – genital]]></category>
		<category><![CDATA[Genital]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nedir – genital]]></category>
		<category><![CDATA[olur – genital]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi – genital]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76743</guid>
		<description><![CDATA[Genital estetik – genital estetik nedir – genital estetik nasıl olur – genital estetik tedavisi – genital estetik hakkında
Genital bölge ile ilgili estetik operasyonlardan en sık uygulananları labioplasti (labium yani küçük dudakların küçültülmesi) ve vajina daraltma işlemleridir.
LABİOPLASTİ (Labia Minora Redüksiyonu)
Cinsel estetik ameliyatlardan biri olan labiumların düzeltilmesi operasyonlarına “labioplasti” adı verilir. Küçük dudaklar (labium minus), büyük [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genital estetik – genital estetik nedir – genital estetik nasıl olur – genital estetik tedavisi – genital estetik hakkında</p>
<p>Genital bölge ile ilgili estetik operasyonlardan en sık uygulananları labioplasti (labium yani küçük dudakların küçültülmesi) ve vajina daraltma işlemleridir.<br />
LABİOPLASTİ (Labia Minora Redüksiyonu)<br />
Cinsel estetik ameliyatlardan biri olan labiumların düzeltilmesi operasyonlarına “labioplasti” adı verilir. Küçük dudaklar (labium minus), büyük dudakların arasında ince deri kıvrımı şeklinde uzanır. Önde orta çizgide birleşerek klitorisi bir kılıf gibi örterler. Küçük dudaklar arkaya doğru küçülür ve belli belirsiz bir kıvrım halini alır. Bazı kadınlarda iç dudakların dış dudaklardan dışarı sarkacak şekilde uzun olması tıbben önemli bir sorun yaratmasa da estetik görünümü bozabilir. Doğuştan varolabilen, doğumdan sonra ya da aşırı kilo alıp verme sonucu da oluşabilen bu durum kadının cinsel hayatını kabusa dönüştürebilir.<br />
Evli veya bekar, doğum yapmış ya da yapmamış dileyen herkese bu operasyon yapılabilir. Lokal anestezi altında, ameliyathane şartlarında küçük dudaklar olması gerektiği kadar küçültülebilir. Kendiliğinden eriyen dikişlerle yara dikilir. Bu ameliyat kızlık zarına zarar vermez, cinsel ilişkiye, orgazma, gebe kalmaya ve doğum yapmaya herhangi bir zararı veya engeli yoktur. Ameliyattan sonra iyileşme süreci tamamlandığında iz kalmaz, ameliyat edildiği anlaşılamaz. Ameliyattan sonra idrar yapma ile ilgili bir sorun olmaz. Yara iyileşmesi bir haftada tamamlanır. Ameliyattan 3-4 hafta sonra cinsel ilişkiye girilebilir.<br />
Bazen labium majuslar yani dış dudaklar yapısal olarak normalden uzun olabilir. Bu durumda cinsel ilişki esnasında penisin itmesi ile labiumlar gerilebilir ve bu da ağrıya yol açabilir. Bu durumda tedavi ve kozmetik amaçlı cerrahi ile labiumlar normal boyutlarına indirilebilir.<br />
VAJEN DARALTMA<br />
Vajinal genişlik, çiftler arasında cinsel problemlerden biridir. Vajina daraltma ya da vajen cinsel estetik ameliyatı, yaş veya doğumlara bağlı olarak vajinanın gevşemesi sonucu oluşan estetik görünümü düzeltmeye ve cinsel ilişki hazzını artırmaya yönelik cerrahi bir uygulamadır. Vajina gevşemesi yapısal olarak veya normal doğum sonrası oluşan travma sonucunda alt genital bölgede bulunan kas ve yumuşak dokuların gevşeyip genişlemesi ve sarkmasıdır.</p>
<p>Cinsel estetik ameliyatları arasında önemli bir yeri olan vajen daraltma ya da vajen yenileme operasyonunda cerrahi olarak vajinal kanal daraltılır, gereken miktarda mukoza ve kas dokusu çıkarılır, gevşemiş olan kas yapıları dikilerek daha gergin ve sıkı hale getirilir. Ameliyat lokal veya genel anestezi altında yapılabilir. Lokal anestezi ile yapıldığında hasta hiçbir ağrı duymaz. Ameliyattan sonra kısa bir süre dinlenir ve gönderilir. Hasta 1-2 gün içinde normal yaşantısına dönebilir. Cinsel yaşantı ise 4-6 hafta sonra başlayabilir. Ameliyatta eriyen dikişler kullanıldığından dikiş alma problemi yoktur. İyileşme bir haftada tamamlanır.</p>
<p>Op. Dr. Arda KATIRCIOĞLU Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/genital-estetik-%e2%80%93-genital-estetik-nedir-%e2%80%93-genital-estetik-nasil-olur-%e2%80%93-genital-estetik-tedavisi-%e2%80%93-genital-estetik-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital siğiller – HPV – kondilom – gebelikte HPV – HPV nedir – HPV hakkında – genital siğiller tedavisi</title>
		<link>http://www.everscared.com/genital-sigiller-%e2%80%93-hpv-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-gebelikte-hpv-%e2%80%93-hpv-nedir-%e2%80%93-hpv-hakkinda-%e2%80%93-genital-sigiller-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/genital-sigiller-%e2%80%93-hpv-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-gebelikte-hpv-%e2%80%93-hpv-nedir-%e2%80%93-hpv-hakkinda-%e2%80%93-genital-sigiller-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 06:07:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Genital]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında – genital]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[nedir – HPV]]></category>
		<category><![CDATA[siğiller]]></category>
		<category><![CDATA[siğiller – HPV – kondilom – gebelikte]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[– HPV]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76745</guid>
		<description><![CDATA[Genital siğiller – HPV – kondilom – gebelikte HPV – HPV nedir – HPV hakkında – genital siğiller tedavisi
Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır. HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genital siğiller – HPV – kondilom – gebelikte HPV – HPV nedir – HPV hakkında – genital siğiller tedavisi</p>
<p>Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır. HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi papüllerdir. (kabarıklıklar)<br />
Toplumda çok sık görülen bir enfeksiyondur. Kabaca her on kişiden birinde genital siğil olduğu söylenebilir.</p>
<p>Bulaşma genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile bulaşabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskopik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır. Virüsün erkek menisi içinde de saptanması vücut sıvılarının teması yolu ile de bulaşabileceğini düşündürmektedir. Virus ile tamas eden herkesde enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz ancak kondilom ortaya çıkan bireylerin %60-90′ının partnerinde de virüs olduğu saptanmıştır. Virüs birkere vücuda girdikten sonra uzun yıllar sessiz kalabilir. Cinsel yönden aktif olan herkeste görülebilir. En çok birden fazla sayıda partneri olan, ya da partneri birden fazla kişi ile birlikte olmuş 15-30 yaş arası kişilerde görülür. Gebelik esnasında çok hızlı bir seyir izler. Nadiren anneden bebeğine geçebilir.</p>
<p>HPV sadece genital siğillere neden olmaz. Bu virusun 60′dan fazla değişik alt grubu vardır ve bu gruplardan bazılarının rahim ağzı kanserine neden olduğu bilinmektedir. Bazı tipleri ise anus kanserine yol açabilmektedir. Coğu enfeksiyon belirti vermeden geçirilir. Kişinin bağışıklık sistemi bu virüs ile başedebilir ve belirtiler ortaya çıkmadan hastalık etkisiz hale getirilir. Ancak bu başarı HPV’nin tehlikesiz olduğu sonucunu çıkarmaz.</p>
<p>Genital siğil ve kanser<br />
Bazı HPV türleri genital siğilin yanısıra anogenital kanserlere de (özellikle serviks kanseri) sebep olabilir. Her genital siğil vakası kanser olacak diye bir şart yoktur, ancak kanser olma riski artmıştır.</p>
<p>Önlem</p>
<p>Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yolla bulaşan AIDS’de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir.</p>
<p>Tedavi</p>
<p>-Tedavide kullanılan ilaçlar :</p>
<p>Keratolitik ajanlar: Üstteki deriyi içindeki HPV virüsüyle birlikte ortadan kaldıran, kurutan ilaçlardır.</p>
<p>Immünmodülatörler:Bağışıklık sistemi düzenleyiciler. Etki mekanizmaları tam bilinmiyor. Ancak bağışıklık sisteminde bazı kilit maddeleri etkilediği sanılıyor.</p>
<p>İnterferonlar: Anti-viral, anti-tümör ve bağışıklık düzenleyici etkileri olan ilaç grubu.</p>
<p>Antimetabolitler: Kanser tedavisinde de kullanılan, hücre bölünmesini engelleyen ilaçlar.</p>
<p>Cerrahi yöntemler :</p>
<p>Kriyoterapi : Siğili dondurarak tedavi eder. Özellikle penisteki ve vulvadaki lezyonlar için bu tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak ağrı ve ödem gelişebilir.</p>
<p>Elektrokoter: Yine ilaca yanıt vermeyen büyük lezyonlar bu işelemle cerrahi olarak çıkarılıp kalan doku koterle yakılabilir.</p>
<p>LEEP: Kanca şeklinde bir koterle siğilin altından yakılarak siğil çıkarılır.</p>
<p>Gebelikte HPV-Kondilom ve Genital Siğil Tedavisi</p>
<p>Human papilloma virusunun (HPV) neden olduğu genellikle cinsel geçişli viral bir enfeksiyondur. Sıklıkla daha önceden enfekte olmuş partnerle korunmasız bir ilişki sonrasında ortaya çıkar.</p>
<p>Genital siğillerin tüm toplumda görülme olasılığı %1-2 dir. En sıklıkla aktif cinsel yaşlar olan 18-25 yaş arasında gözlenir.İnsan papilloma virusu (HPV) genital lezyonlara neden olabileceği gibi genital organlar dışında yerleşimlerde de infeksiyonlara yol açabilmektedir. Daha çok ellerde yerleşen “verukka vulgaris”, ayak tabanlarında yerleşen “verukka plantaris” genital bölge dışında yerleşen HPV infeksiyonun diğer örneklerini oluşturur.</p>
<p>HPV virüsü (Kondilom) gebelikte anneden plasenta yoluyla bebeğe geçmemektedir. Geçiş şekli genellikle normal doğum sırasında bebeğe direkt doğum kanalından bulaşması şeklindedir.Çok nadiren sezaryen sırasında bebeğe geçtiği iddia edilir.</p>
<p>Doğum şekli olarak sezaryen tercih edilmelidir.<br />
Geçirilmiş kondilom öyküsü olan veya gebelikte kondilom tespit edilen hastalarda gebelikten önceki 3 ayda Pap Smear yapılmamışsa gebe kaldığında pap smear mutlaka yapılmalıdır.</p>
<p>Gebe olmayanlarda kullanılan lokal kremler imikanozol ,podofilin ,5-florourasil kesinlikle hamilede kondilom tedavisi için kullanılmamalıdır. Bebek için toksiktirler.( %5 lik İmikimod (Aldara krem) ise 2003 yılından bu yana ülkemizde de bulunan saşe-krem formunda, yalnızca siğilin üzerine sürülerek o bölgedeki hücresel tip bağışıklığı arttırarak etki eden bir kimyasaldır. Yani bir antiviral değildir. Yalnızca cilt bölgesinde lokalize kalan ilaç o bölgedeki interferon alfa ve sitokinleri aktive ederek immün direnci yükseltir.)</p>
<p>Aldara sayesinde immün direnç yükselince o bölgeye haraket eden makrofaj ve lenfositler viral patolojiyi giderecektir. Gebelikte Kategori B olduğu için güvenle kullanılabilir. Nitekim yapılan bilimsel çalışmalarda gebelik ve emzirme dönemide kullanımından ötürü herhangi bir olumsuz etkiye rastlanmamıştır. (Kremin cilde sürülmesi ile ancak binde 9′luk bir kısmı deriden emilmektedir.)</p>
<p>Aldara kullanımı bağışıklık sistemini de aktive ettiği için ileride olabilecek siğil nükslerinin de önüne geçebileceği iddia edilmektedir. Tedavi süresi haftada 3 uygulama ile 16 haftaya kadar uzayabilir.<br />
Genital Siğillerden Korunma yolları</p>
<p>Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yolla bulaşan AIDS’de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir.</p>
<p>Gebelikte ve Lohusalıkta Gardasil (HPV Aşısı- Rahim Ağzı Kanseri Aşısı :<br />
Gardasil ‘in gebelik sırasında kullanımına ilişkin veriler yeterince güvenilir değildir.<br />
Bu nedenle GARDASIL ‘in gebelik sırasında kullanımı önerilmemektedir. Aşılama gebeliğin tamamlanmasından sonraki döneme ertelenmelidir.<br />
GARDASIL, emzirme döneminde kullanılabilir. Klinik çalışmaların aşılama döneminde toplam 995 emziren kadına GARDASIL veya plasebo uygulanmıştır. Annede ve emzirilen bebekteki istenmeyen reaksiyon oranları aşı ve plasebo gruplarında benzerdi. Ayrıca aşı immünojenitesi, aşının uygulandığı dönemde emziren veya emzirmeyen kadınlarda benzer bulunmuştur.</p>
<p>Op. Dr. Burcu KARDAŞ ARSLAN Kadın Hastalıkları ve Doğum</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/genital-sigiller-%e2%80%93-hpv-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-gebelikte-hpv-%e2%80%93-hpv-nedir-%e2%80%93-hpv-hakkinda-%e2%80%93-genital-sigiller-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Turşunun hastalıklara etkisi – turşunun yararları – turşunun kansere etkisi – ekşi yiyeceklerin faydaları – kansızlığa karşı turşu</title>
		<link>http://www.everscared.com/tursunun-hastaliklara-etkisi-%e2%80%93-tursunun-yararlari-%e2%80%93-tursunun-kansere-etkisi-%e2%80%93-eksi-yiyeceklerin-faydalari-%e2%80%93-kansizliga-karsi-tursu.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/tursunun-hastaliklara-etkisi-%e2%80%93-tursunun-yararlari-%e2%80%93-tursunun-kansere-etkisi-%e2%80%93-eksi-yiyeceklerin-faydalari-%e2%80%93-kansizliga-karsi-tursu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 05:03:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi – ekşi]]></category>
		<category><![CDATA[etkisi – turşunun]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları – kansızlığa]]></category>
		<category><![CDATA[hastalıklara]]></category>
		<category><![CDATA[kansere]]></category>
		<category><![CDATA[karşı]]></category>
		<category><![CDATA[turşu]]></category>
		<category><![CDATA[Turşunun]]></category>
		<category><![CDATA[yararları – turşunun]]></category>
		<category><![CDATA[yiyeceklerin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76756</guid>
		<description><![CDATA[Turşunun hastalıklara etkisi – turşunun yararları – turşunun kansere etkisi – ekşi yiyeceklerin faydaları – kansızlığa karşı turşu

Yapılan araştırmalara göre lahana turşusunun; ülseri, kanseri, kalp ve sinir sistemi ile damar tıkanıklıklarını, mide ekşimesini önlediğini tespit edilmiştir.
Acı Frenk biberi ise grip, nezle ve soğuk algınlığına iyi geliyor.
Yeşil erikten yapılan turşu özellikle iştah açıcı özelliğe sahip.
Sarımsak turşusu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Turşunun hastalıklara etkisi – turşunun yararları – turşunun kansere etkisi – ekşi yiyeceklerin faydaları – kansızlığa karşı turşu</p>
<p><img src="http://www.everscared.com/wp-content/uploads/2010/08/Turşunun-hastalıklara-etkisi-–-turşunun-yararları-–-turşunun-kansere-etkisi-–-ekşi-yiyeceklerin-faydaları-–-kansızlığa-karşı-turşu-vert.jpg" alt="" title="Turşunun hastalıklara etkisi – turşunun yararları – turşunun kansere etkisi – ekşi yiyeceklerin faydaları – kansızlığa karşı turşu-vert" width="512" height="502" class="alignnone size-full wp-image-76757" /></p>
<p>Yapılan araştırmalara göre lahana turşusunun; ülseri, kanseri, kalp ve sinir sistemi ile damar tıkanıklıklarını, mide ekşimesini önlediğini tespit edilmiştir.</p>
<p>Acı Frenk biberi ise grip, nezle ve soğuk algınlığına iyi geliyor.<br />
Yeşil erikten yapılan turşu özellikle iştah açıcı özelliğe sahip.<br />
Sarımsak turşusu kanser hücrelerinin çoğalmasını, önlüyor.<br />
Pancar turşusu ise kansızlığı önlüyor ve hazmı kolaylaştırıyor.</p>
<p>Dr. Özdemir Akay da kanserli hastaların turşu yiyerek iyileşebileceğini belirterek: “Kanserin ilacı turşudur” demiştir. Herkesin her koşulda bu tedavi yöntemini uygulayabileceğini belirten Dr. Akay sözlerine şöyle devam etmiştir. “Bu tedavinin esası, asitli yiyecek ve içeceklerle vücut mekanizmasının enerji üretmesini sağlamaya dayanır.</p>
<p>Turşu, limon, ayva, nar gibi ekşi yiyecekler, bu enerjinin oluşması için vücutta bir yakma işlemi meydana getirir. Mikroplar ve kanser hücreleri vücudun enerjisini artırmak için vardır. Bunun yerine asit ihtiva edilen yiyeceklerin sindirilmesiyle enerji ihtiyacı giderilir. Ancak bu tedavinin sürekli olması gerekmektedir. Turşu ve benzeri ekşi gıdaların yenmesiyle sadece kanser değil, türlü hastalıkları yenmek mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/tursunun-hastaliklara-etkisi-%e2%80%93-tursunun-yararlari-%e2%80%93-tursunun-kansere-etkisi-%e2%80%93-eksi-yiyeceklerin-faydalari-%e2%80%93-kansizliga-karsi-tursu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuzluk sebepleri – uyuyamamak – uyku yosunluğu – fazla uyku – yetersiz uyku</title>
		<link>http://www.everscared.com/uykusuzluk-sebepleri-%e2%80%93-uyuyamamak-%e2%80%93-uyku-yosunlugu-%e2%80%93-fazla-uyku-%e2%80%93-yetersiz-uyku.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/uykusuzluk-sebepleri-%e2%80%93-uyuyamamak-%e2%80%93-uyku-yosunlugu-%e2%80%93-fazla-uyku-%e2%80%93-yetersiz-uyku.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Aug 2010 00:18:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri – uyuyamamak – uyku]]></category>
		<category><![CDATA[Uyku]]></category>
		<category><![CDATA[uyku – yetersiz]]></category>
		<category><![CDATA[Uykusuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[yosunluğu – fazla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76754</guid>
		<description><![CDATA[Uykusuzluk sebepleri – uyuyamamak – uyku yosunluğu – fazla uyku – yetersiz uyku
Kime sorarsak soralım, biraz daha uyumak ister misiniz sorusuna çoğumuz evet cevabını veririz. Bu durum genelde kronik olarak uyku yoksunluğu çektiğimiz kanısını doğuruyor. Tüm bunların üstüne, yetersiz uyumanın obezite ve buna bağlı diyabet gibi hastalıklara sebep olduğu endişesi gündemde şimdi de.
Uykusuzluk Bir Abartıdır
Uyku [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uykusuzluk sebepleri – uyuyamamak – uyku yosunluğu – fazla uyku – yetersiz uyku</p>
<p>Kime sorarsak soralım, biraz daha uyumak ister misiniz sorusuna çoğumuz evet cevabını veririz. Bu durum genelde kronik olarak uyku yoksunluğu çektiğimiz kanısını doğuruyor. Tüm bunların üstüne, yetersiz uyumanın obezite ve buna bağlı diyabet gibi hastalıklara sebep olduğu endişesi gündemde şimdi de.</p>
<p>Uykusuzluk Bir Abartıdır</p>
<p>Uyku yoksunluğu aslında yeni bir durum değil. Daha 1894´de bir İngiliz tıp dergisi modern yaşam biçiminin insomni (uykusuzluk) hastalığına yol açtığını öne sürmüştü. Ancak NewScientist dergisinin haberine göre, bu kanı pek de doğru değil ve uyku yoksunluğu çekenlerin varlığına rağmen aslında yetişkinlerin çoğu yeterli miktarda uyuyor ve dahası uyku yoksunluğunun obezite, diyabet gibi hastalıklara yol açtığı da abartılan bir gerçek.</p>
<p>Sağlıklı Uyku Kaç Saat</p>
<p>Zaman Online´ın haberine göre, geçtiğimiz kırk yıl içerisinde, insanların gerçekte ne kadar uyumaları gerektiğini inceleyen pek çok çalışma yapıldı. Ve incelemeler sonucunda sağlıklı yetişkinlerin günde yedi veya yedi buçuk saat kadar uyuduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Eskiden insanların dokuz saat uyudukları doğru değil. Bu inanış 1900´ lerin başında Stanford Üniversitesi´nde yapılan bir araştırmaya dayanıyor ve bu oran sadece 8-17 arası çocuklar için geçerli aslında. Günümüzde bu yaşlardaki çocuklar zaten aşağı yukarı dokuz saat uyuyor günde.</p>
<p>Bugünün uyku yoksunluğu ile ilgili bilgilerin çoğu laboratuvar ortamında yapılmış hassas testlere dayanıyor. Bu testlere göre, nüfusun çoğunda yüksek oranda uykulu olma durumuna rastlandığı iddia ediliyor ancak testlerin dinlendirici şartlar altında yapılması uyuklama güdüsünü artırıyor ve normalde gündelik yaşamda bunun olması pek mümkün değil.</p>
<p>Kronik uyku yoksunluğuyla ilgili bir diğer iddia ise, insanların hafta sonları veya tatillerde daha uzun saatler uyumasının sebebinin hafta içi eksik kalan uyku ihtiyacını gidermekle ilgisi olduğu yönünde. Fakat fırsatını bulunca daha uzun uyuyor olmamız, aslında o kadar uykuya ihtiyacımız olduğunu göstermez. Tıpkı insanların zevk için biyolojik ihtiyacından fazla yiyor olması gibi, aynı durum uyku için de geçerli olabilir. Bunun yanı sıra, bilimsel araştırmalar memeli canlıların çoğunun sıkılma, kafese koyulma veya fazla yeme durumunda normalden çok uyuduğunu gösteriyor.</p>
<p>Yetersiz Uyku</p>
<p>On altı yıl boyunca 68,000 kadın üzerinde devam ettirilen bir inceleme de dahil olmak üzere, pek çok araştırma, yetersiz uyku ve obezite arasında bir ilgi olduğunu ortaya koyuyor. Fakat bu endişelenmeyi gerektirecek kadar ciddi bir bağ değil. Uyku eksikliği, günde beş saatten daha az uyumayı bir alışkanlık haline getirmiş kişileri etkiliyor sadece. Uyku düzeni buna benzeyen bir kişi yılda yaklaşık bir kilo alır uyku yoksunluğuna dayalı olarak ama bunu yediklerimize dikkat ederek telafi etmemiz mümkün.</p>
<p>Aslında az uyuyanların çok azı obez ve obez olanların da ufak bir oranı az uyuyor. Araştırmalar az uyuyan bir kimse ile günde dokuz saatten fazla uyuyanların eşit derecede risk taşıdığını öne sürüyor. Bunun yanı sıra, obezite ve uyku yoksunluğu ilişkisi çocuklarda da görülüyor; ama sonuçlar yine çok ciddi değil.</p>
<p>Uyku İçin En Alt Doğal Sınır Beş Saat</p>
<p>Uyku yoksunluğu ve diyabet arasındaki ilişki de fazla abartılıyor. Yapılan incelemelerde, üst üste birkaç gece dört saatten az uyuyan kişilerde glikozu tolere edememe gibi durumların ortaya çıkmaya başladığı gözlemleniyor ama bu gerçek hayatta da bunun olacağını göstermiyor. Çünkü uykusuz birkaç gecenin ardından yeterli miktarda uyuyan kişide oluşan bu durumun düzeldiği gözlemlendi. Ayrıca dört saatten az uyumak normal hayatta pek de rastlanan bir şey değil ve hiç kimsenin çok uzun zaman boyunca bu kadar az uyumaya dayanamayacağı iddia ediliyor. Uyku için en alt doğal sınır beş saat olarak belirlendi ancak beş saatlik uykunun metabolizma üzerindeki etkileri ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadı henüz ve iddialar genelde dört saatlik uyku ile ilgili verilerin her miktar kısa uyku için geçerli olduğu varsayımına dayanıyor.</p>
<p>Fazla Uyku İhtiyaçla İlgili Değil</p>
<p>İnsanların çoğunun uyumak isteyip istemedikleri sorulduğunda evet cevabı vermesi, sorunun soruluş biçimine ve genel olarak toplumda kronik bir uyku yoksunluğu olduğuna dair olan yaygın kanıyla ilgili. Örneğin 11 bin kişiye yapılan bir anket fazla uyku isteğinin ihtiyaçla ilgisi olmadığını ve kişilerin çoğunun vakit bulduklarında uyumak yerine başka aktivitelerle meşgul olmayı istediğini gösterdi. Uyku yoksunluğuna dair abartılanyaygın kanı insanları gereksiz yere kaygılandırıyor, sağlıkla ilgili endişelerini artırıyor ve daha fazla uyku ilacı tüketmeye sevk ediyor. Halbuki, uzmanlara göre uykuya ayrılacak ekstra birkaç saat yerine, bu vaktimizi daha üretici şeyler yapmaya ayırmalıyız.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/uykusuzluk-sebepleri-%e2%80%93-uyuyamamak-%e2%80%93-uyku-yosunlugu-%e2%80%93-fazla-uyku-%e2%80%93-yetersiz-uyku.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yoğurdun sağlığa yararları – yoğurt faydaları – yoğurt hakkında</title>
		<link>http://www.everscared.com/yogurdun-sagliga-yararlari-%e2%80%93-yogurt-faydalari-%e2%80%93-yogurt-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/yogurdun-sagliga-yararlari-%e2%80%93-yogurt-faydalari-%e2%80%93-yogurt-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 23:27:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları – yoğurt]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[sağlığa]]></category>
		<category><![CDATA[yararları – yoğurt]]></category>
		<category><![CDATA[Yoğurdun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76763</guid>
		<description><![CDATA[Yoğurdun sağlığa yararları – yoğurt faydaları – yoğurt hakkında

Yoğurt nedir, diye sorulduğunda, hemen herkes “Sütün mayalanması ile elde edilen bir besin maddesidir, inek, koyun ve keçi sütünden yapılır” yanıtını verecektir. Yoğurdun yararı sorulduğunda ise pek çok insan, bu adeta sihirli besinin yararlarını tam olarak sayabilir.
Yoğurdun Yararları: Öncelikle yoğurt çok iyi bir protein kaynağıdır. Yoğurt, süte [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yoğurdun sağlığa yararları – yoğurt faydaları – yoğurt hakkında</p>
<p><img src="http://www.everscared.com/wp-content/uploads/2010/08/Yoğurdun-sağlığa-yararları-–-yoğurt-faydaları-–-yoğurt-hakkında-vert.jpg" alt="" title="Yoğurdun sağlığa yararları – yoğurt faydaları – yoğurt hakkında-vert" width="488" height="514" class="alignnone size-full wp-image-76764" /></p>
<p>Yoğurt nedir, diye sorulduğunda, hemen herkes “Sütün mayalanması ile elde edilen bir besin maddesidir, inek, koyun ve keçi sütünden yapılır” yanıtını verecektir. Yoğurdun yararı sorulduğunda ise pek çok insan, bu adeta sihirli besinin yararlarını tam olarak sayabilir.</p>
<p>Yoğurdun Yararları: Öncelikle yoğurt çok iyi bir protein kaynağıdır. Yoğurt, süte kıyasla, daha çok kalsiyum içermekle birlikte, sütün tersine, D vitaminiyle güçlendirilmemiştir. Sindirimi kolaylaştırmasının yanı sıra, protein, yağ ve karbonhidrat da içerir.</p>
<p>Yoğurdun içerdiği probiyotik ve prebiyotik maddelerin kabızlık, ishal, kalp hastalıkları, şeker, kemik erimesi, oburluk ve kalın bağırsak kanseri gibi çeşitli rahatsızlıklara iyi geldiği öne sürülmekle birlikte, bu tür iddiaların şimdilik geçici olduklarını kabul etmek gerekir. Ama yapılan araştırmalar düzenli olarak tüketildiğinde, yoğurdun kimi kadınlarda dölyolu iltihaplanmalarını engellediğini ortaya çıkarmıştır.</p>
<p>Yoğurt Bakterileri</p>
<p>Yoğurt yapımında en sık kullanılanlar ‘Lactobacillus bulgaricus’ ve ‘Streptococcus thermophilus’ adıyla bilinen bakterilerdir. Unutulmaması gerekir ki, başka bakteri türleri de bazı ürünlerde ek yararlar sağlayabilir. Kimi yoğurt üreticileri sözü edilen iki temel bakteriye ek olarak, ‘Lactobacillus acidophilus’, ‘casei’, ‘reuteri’ ve ‘Bifidobacterium bifi-dum’ türlerini de ürünlerine katıyorlar. Sözü edilen organizmaların tümü, yeterli miktarda ve canlı tüketildiklerinde bağırsak yollarında olumlu etkiler yarattıklarından, ‘probiyotik’ adıyla biliniyorlar.</p>
<p>Yoğurt, ayrıca inulin adıyla bilinen, alt sindirim sistemindeki sağlığı geliştirici bakterilerin üremelerini ve canlı kalmalarını sağlayan prebiyotik bir madde de içeriyor.</p>
<p>Antibiyotik kullananların, ilacın etkisiyle zarar görebilecek yararlı bakterilerin korunması amacıyla, genellikle yoğurt yemeleri önerilir.</p>
<p>Yoğurdun içerdiği yararlıbakterilerin etkisini gösterebilmeleri için, ürünün canlı, etkin kültürler içermesi gerekmektedir. Yoğurt üretici tarafından pastörize edilmiş ya da evde ısıtılmışsa, bakteriler ölü olduklarından tüketiciye herhangi bir yarar sağlamıyor.</p>
<p>Yapılan araştırmalarda ‘yoğurdun bağışıklık sistemini devinime geçirici etkilerinin’ doğruladığı ortaya çıkmıştır ve bu nedenle özellikle yaşlılara yoğurt tavsiye edilir.</p>
<p>Hayvanlar ve insanlar üzerinde yaphan küçük çaplı, kısa erimli araştırmalardan elde edilen bulgular yoğurtla ilgili kimi özellikleri gözler önüne seriyor. Etkin yoğurt kültürleri, özellikle çocuklarda rota virüslerin yol açtığı ve laktoz alerjisinden kaynaklanan ishalleri yatıştırabileceği gibi, antibiyotiğin yarattığı olumsuz etkileri de giderebiliyor.</p>
<p>Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalardan elde edilen ilk bulgular, düzenli yoğurt yemenin kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu bir etki yarattığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Yoğurdun sağlığa en yararlı olanı yağ düzeyi düşük olan şeker katılmamış türü. Saf sütten elde edilen yoğurtlarda yağ ve kalori oranı da, doğal olarak daha yüksek oluyor. Bu yoğurtlar beynin gelişimi için yağ ve kolesterole gereksinimi olan bebeklere öneriliyor. Ancak, iki yaşından sonra az yağlı yoğurtların daha sağlıklı olduğu belirtiliyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/yogurdun-sagliga-yararlari-%e2%80%93-yogurt-faydalari-%e2%80%93-yogurt-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vajinal mantarın oluşma sebepleri – ıslak mayo giymenin zararları – denize girmenin zararları nelerdir</title>
		<link>http://www.everscared.com/vajinal-mantarin-olusma-sebepleri-%e2%80%93-islak-mayo-giymenin-zararlari-%e2%80%93-denize-girmenin-zararlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/vajinal-mantarin-olusma-sebepleri-%e2%80%93-islak-mayo-giymenin-zararlari-%e2%80%93-denize-girmenin-zararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 22:27:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[girmenin]]></category>
		<category><![CDATA[giymenin]]></category>
		<category><![CDATA[mantarın]]></category>
		<category><![CDATA[mayo]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[oluşma]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri – ıslak]]></category>
		<category><![CDATA[vajinal]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları – denize]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76766</guid>
		<description><![CDATA[Vajinal mantarın oluşma sebepleri – ıslak mayo giymenin zararları – denize girmenin zararları nelerdir
Serinlemenin en güzel yolu bol bol suya girmek. Ancak uzmanlar uzun süre ıslak mayo ile kalmanın erkeklerde prostata, kadınlarda ise sistite neden olduğu konusunda uyarıyor
Sıcaklar bastırdıkça pek çok kişi soluğu denizde alıyor. Ancak deniz keyfinden sonra ıslak mayoyla dolaşmak hastalıkları da beraberinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vajinal mantarın oluşma sebepleri – ıslak mayo giymenin zararları – denize girmenin zararları nelerdir</p>
<p>Serinlemenin en güzel yolu bol bol suya girmek. Ancak uzmanlar uzun süre ıslak mayo ile kalmanın erkeklerde prostata, kadınlarda ise sistite neden olduğu konusunda uyarıyor</p>
<p>Sıcaklar bastırdıkça pek çok kişi soluğu denizde alıyor. Ancak deniz keyfinden sonra ıslak mayoyla dolaşmak hastalıkları da beraberinde getiriyor. Alman Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Op. Dr. Arman Çekmen, deniz suyunun soğuk olması ve ıslak mayoyla dolaşma süresinin uzun olmasının özellikle 45 yaş üzerindeki erkeklerde prostat büyümesi riski oluşturduğunu söylüyor. Islak mayo ile dolaşmanın genital bölgede mantar enfeksiyonlarına da yol açabileceğini belirten Dr. Çekmen, mayoların hava almayan kumaşlardan yapılmış olmasının da bu enfeksiyonlarda önemli rol oynadığını vurguluyor. İç çamaşırlarının da hava alan cinsten, özellikle pamuklu kumaştan olanlarının tercih edilmesinin sağlık açısından önemine değinen Dr. Çekmen, testisleri yukarıda toplayarak sarkmayı önleyeceğinden, erkeklere slip tarzı iç çamaşırı giymelerini öneriyor. Islak mayo kadınlarda da sistite, yani idrar torbası ve idrar yolları enfeksiyonuna zemin hazırlıyor. Dr. Çekmen, sudan çıktıktan sonra acilen ıslak mayonun kurusuyla değiştirilmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>HEMEN MAYOYU DEĞİŞTİRİN</p>
<p>Denizden ya da havuzdan çıktıktan sonra rüzgarın da etkisiyle genital organda ödem oluştuğuna dikkat çeken Dr. Çekmen, “Kadınlarda anatomik yapı nedeniyle idrar torbasından sonra dışarıya idrar çıkış kanalı oldukça kısadır. Erkeklerde bu çok daha uzundur ve enfeksiyon kapma riski de bu nedenle azalır. Kadınlarda üşütme de havuzdan çıktıktan sonra ıslaklığa dikkat edilmemesi durumunda çok görülür” diyor. Vücut dirençleri düşük olan çocukların da kesinlikle ıslak mayo ile dolaştırılmaması konusunda aileleri uyarıyor.</p>
<p>VAJİNAL MANTAR OLUŞABİLİR</p>
<p>Havuzun vajinal mantar problemine yol açtığını belirten Dr. Çekmen, bunun sanılanın aksine havuzdan bulaşma yoluyla değil, havuz suyundaki klorun vajen florasındaki yararlı bakterileri öldürmesi sonucu var olan mantar sporlarının aktif hale gelmesiyle oluştuğunu açıklıyor. Bu nedenle havuzdan çıktıktan sonra mutlaka duş alınmasını öneriyor. Dr. Çekmen, deniz suyunun enfeksiyona yakalanmak açısından havuzdan daha az zararlı olduğuna da değiniyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/vajinal-mantarin-olusma-sebepleri-%e2%80%93-islak-mayo-giymenin-zararlari-%e2%80%93-denize-girmenin-zararlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Arı sokmalarında yapılması gerekenler – akrep sokmalarında ilkyardım nasıl yapılmalı</title>
		<link>http://www.everscared.com/ari-sokmalarinda-yapilmasi-gerekenler-%e2%80%93-akrep-sokmalarinda-ilkyardim-nasil-yapilmali.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/ari-sokmalarinda-yapilmasi-gerekenler-%e2%80%93-akrep-sokmalarinda-ilkyardim-nasil-yapilmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 21:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Arı]]></category>
		<category><![CDATA[gerekenler – akrep]]></category>
		<category><![CDATA[ilkyardım]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[sokmalarında]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılmalı]]></category>
		<category><![CDATA[yapılması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76768</guid>
		<description><![CDATA[Arı sokmalarında yapılması gerekenler – akrep sokmalarında ilkyardım nasıl yapılmalı
Arı sokmalarının belirtileri nelerdir?
Belirtiler kısa sürer. Acı, şişme, kızarıklık gibi lokal belirtiler olur. Arı birkaç yerden soktuysa, nefes borusuna yakın bir yerden soktuysa yada kişi alerjik bünyeli ise tehlikeli olabilir.
Arı sokmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?
• Yaralı bölge yıkanır,
• Derinin üzerinden görülüyorsa arının iğnesi çıkarılır,
• Soğuk uygulama yapılır,
• [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Arı sokmalarında yapılması gerekenler – akrep sokmalarında ilkyardım nasıl yapılmalı</p>
<p>Arı sokmalarının belirtileri nelerdir?<br />
Belirtiler kısa sürer. Acı, şişme, kızarıklık gibi lokal belirtiler olur. Arı birkaç yerden soktuysa, nefes borusuna yakın bir yerden soktuysa yada kişi alerjik bünyeli ise tehlikeli olabilir.</p>
<p>Arı sokmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?</p>
<p>• Yaralı bölge yıkanır,<br />
• Derinin üzerinden görülüyorsa arının iğnesi çıkarılır,<br />
• Soğuk uygulama yapılır,<br />
• Eğer ağızdan sokmuşsa ve solunumu güçleştiriyorsa buz emmesi sağlanır,<br />
• Ağız içi sokmalarında ve alerji hikayesi olanlarda tıbbi yardım istenir (112).</p>
<p>Akrep sokmalarının belirtileri nelerdir?<br />
Kuvvetli bir lokal reaksiyon oluşturur.<br />
• Ağrı<br />
• Ödem<br />
• İltihaplanma, kızarma, morarma<br />
• Adale krampları, titreme ve karıncalanma<br />
• Huzursuzluk, havale gözlenebilir.</p>
<p>Akrep sokmalarında ilkyardım nasıl olmalıdır?<br />
• Sokmanın olduğu bölge hareket ettirilmez,<br />
• Yatar pozisyonda tutulur,<br />
• Yaraya soğuk uygulama yapılır,<br />
• Kan dolaşımını engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır,<br />
• Yara üzerine hiçbir girişim yapılmaz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/ari-sokmalarinda-yapilmasi-gerekenler-%e2%80%93-akrep-sokmalarinda-ilkyardim-nasil-yapilmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genital siğiller nedir – genital siğiller hakkında – kondilom – HPV enfeksiyonu – HPV enfeksiyonu nedir – HPV enfeksiyonu tedavisi</title>
		<link>http://www.everscared.com/genital-sigiller-nedir-%e2%80%93-genital-sigiller-hakkinda-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-nedir-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/genital-sigiller-nedir-%e2%80%93-genital-sigiller-hakkinda-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-nedir-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 20:13:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu – HPV]]></category>
		<category><![CDATA[Genital]]></category>
		<category><![CDATA[hakkında – kondilom – HPV]]></category>
		<category><![CDATA[nedir – genital]]></category>
		<category><![CDATA[nedir – HPV]]></category>
		<category><![CDATA[siğiller]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76741</guid>
		<description><![CDATA[Genital siğiller nedir – genital siğiller hakkında – kondilom – HPV enfeksiyonu – HPV enfeksiyonu nedir – HPV enfeksiyonu tedavisi
Genital Siğil (Kondilom) Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır. HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genital siğiller nedir – genital siğiller hakkında – kondilom – HPV enfeksiyonu – HPV enfeksiyonu nedir – HPV enfeksiyonu tedavisi</p>
<p>Genital Siğil (Kondilom) Kondilomlar cinsel yolla bulaşan ve human papilloma virus (HPV) adı verilen bir virusun neden olduğu enfeksiyonlardır. HPV virüsünün genital mukozada oluşturduğu yaralara “genital siğil” denir. Vajina, penis, vulva veya anüs çevresinde ortaya çıkan birkaç milimetre çapında, kırmızımsı veya kahverengimsi papüllerdir. (kabarıklıklar)</p>
<p>Toplumda çok sık görülen bir enfeksiyondur. Kabaca her on kişiden birinde genital siğil olduğu söylenebilir.</p>
<p>Bulaşma genital HPV hastalığı taşıyan bir bireyle girilen her türlü cinsel ilişki ile bulaşabilir. Virüs, ilişki sırasında ciltte ortaya çıkan mikroskopik yırtıklar ve sıyrıklar vasıtası ile ciltten cilde temas yolu ile bulaşır. Virüsün erkek menisi içinde de saptanması vücut sıvılarının teması yolu ile de bulaşabileceğini düşündürmektedir. Virus ile tamas eden herkesde enfeksiyon bulguları ortaya çıkmaz ancak kondilom ortaya çıkan bireylerin %60-90′ının partnerinde de virüs olduğu saptanmıştır. Virüs birkere vücuda girdikten sonra uzun yıllar sessiz kalabilir. Cinsel yönden aktif olan herkeste görülebilir. En çok birden fazla sayıda partneri olan, ya da partneri birden fazla kişi ile birlikte olmuş 15-30 yaş arası kişilerde görülür. Gebelik esnasında çok hızlı bir seyir izler. Nadiren anneden bebeğine geçebilir.</p>
<p>HPV sadece genital siğillere neden olmaz. Bu virusun 60′dan fazla değişik alt grubu vardır ve bu gruplardan bazılarının rahim ağzı kanserine neden olduğu bilinmektedir.</p>
<p>Bazı tipleri ise anus kanserine yol açabilmektedir. Coğu enfeksiyon belirti vermeden geçirilir. Kişinin bağışıklık sistemi bu virüs ile başedebilir ve belirtiler ortaya çıkmadan hastalık etkisiz hale getirilir. Ancak bu başarı HPV’nin tehlikesiz olduğu sonucunu çıkarmaz.</p>
<p>Genital siğil ve kanser:</p>
<p>Bazı HPV türleri genital siğilin yanısıra anogenital kanserlere de (özellikle serviks kanseri) sebep olabilir. Her genital siğil vakası kanser olacak diye bir şart yoktur, ancak kanser olma riski artmıştır.</p>
<p>Önlem: Genital siğil riskini azaltmanın en etkili yolu birden fazla sayıda partner ile birlikte olmamaktır. Ancak bunun mümkün olmadığı durumlarda prezervatif en etkili önlem yoludur. Prezervatif siğillerin yanısıra cinsel yolla bulaşan AIDS’de dahil olmak üzere pekçok hastalığa karşı koruma sağlar. Siğiller kondomun kapladığı alan dışında da bulunabildiğinden prezervatif zaman zaman etkisiz kalabilir.</p>
<p>Tedavi:</p>
<p>-Tedavide kullanılan ilaçlar :</p>
<p>Keratolitik ajanlar: Üstteki deriyi içindeki HPV virüsüyle birlikte ortadan kaldıran, kurutan ilaçlardır.</p>
<p>Immünmodülatörler: Bağışıklık sistemi düzenleyiciler. Etki mekanizmaları tam bilinmiyor. Ancak bağışıklık sisteminde bazı kilit maddeleri etkilediği sanılıyor.</p>
<p>İnterferonlar: Anti-viral, anti-tümör ve bağışıklık düzenleyici etkileri olan ilaç grubu.</p>
<p>Antimetabolitler: Kanser tedavisinde de kullanılan, hücre bölünmesini engelleyen ilaçlar.<br />
Cerrahi yöntemler :</p>
<p>Kriyoterapi : Siğili dondurarak tedavi eder. Özellikle penisteki ve vulvadaki lezyonlar için bu tedaviye iyi yanıt verirler. Ancak ağrı ve ödem gelişebilir.</p>
<p>Elektrokoter: Yine ilaca yanıt vermeyen büyük lezyonlar bu işelemle cerrahi olarak çıkarılıp kalan doku koterle yakılabilir.</p>
<p>Leep: Kanca şeklinde bir koterle siğilin altından yakılarak siğil çıkarılır.</p>
<p>Op. Dr. Burcu KARDAŞ ARSLAN Kadın Hastalıkları ve Doğum</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/genital-sigiller-nedir-%e2%80%93-genital-sigiller-hakkinda-%e2%80%93-kondilom-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-nedir-%e2%80%93-hpv-enfeksiyonu-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet döneminde kişisel bakım – adet döneminde hijyeni sağlamak için – adet dönemindeyken neler yapılmalıdır – adet sancıları hakkında</title>
		<link>http://www.everscared.com/adet-doneminde-kisisel-bakim-%e2%80%93-adet-doneminde-hijyeni-saglamak-icin-%e2%80%93-adet-donemindeyken-neler-yapilmalidir-%e2%80%93-adet-sancilari-hakkinda.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/adet-doneminde-kisisel-bakim-%e2%80%93-adet-doneminde-hijyeni-saglamak-icin-%e2%80%93-adet-donemindeyken-neler-yapilmalidir-%e2%80%93-adet-sancilari-hakkinda.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 19:15:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[bakım – adet]]></category>
		<category><![CDATA[döneminde]]></category>
		<category><![CDATA[dönemindeyken]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkında]]></category>
		<category><![CDATA[hijyeni]]></category>
		<category><![CDATA[için – adet]]></category>
		<category><![CDATA[kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Neler]]></category>
		<category><![CDATA[sağlamak]]></category>
		<category><![CDATA[sancıları]]></category>
		<category><![CDATA[yapılmalıdır – adet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76731</guid>
		<description><![CDATA[Adet döneminde kişisel bakım – adet döneminde hijyeni sağlamak için – adet dönemindeyken neler yapılmalıdır – adet sancıları hakkında
Adet kanaması boyunca hazır pedlerin kullanılması yararlıdır. Hazır pedler sayesinde iç çamaşırı ve giysilerde temizlik ve kuruluk sağlanır, Zaralı mikropların üremesi, kötü kokuların oluşması önlenir. Bez ya da pamuk bunları yeterince sağlayamaz.
Ayrıca pedler kullanım kolaylığı sağlar. İç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adet döneminde kişisel bakım – adet döneminde hijyeni sağlamak için – adet dönemindeyken neler yapılmalıdır – adet sancıları hakkında</p>
<p>Adet kanaması boyunca hazır pedlerin kullanılması yararlıdır. Hazır pedler sayesinde iç çamaşırı ve giysilerde temizlik ve kuruluk sağlanır, Zaralı mikropların üremesi, kötü kokuların oluşması önlenir. Bez ya da pamuk bunları yeterince sağlayamaz.<br />
Ayrıca pedler kullanım kolaylığı sağlar. İç çamaşırlarının içine yerleştirilir. Kirlenen ped, naylon poşetlere konarak çöpe atılır. Pedlerin tek kullanımlık olduğu akılda tutulmalıdır. Kullanılmış pedlerin çöp dışında bir yere atılması çevreye zarar verir. Örneğin; tuvaletleri tıkar. Bu nedenle genç kızlar kullandıkları pedleri naylon poşete koyarak çöpe atmalıdır.</p>
<p>Bez kullanıldığında, yıkayıp kaynatarak tam temizliği sağlamak, sonrasında da ütülemek gerekir. Bu nedenlerden dolayı bez yerine hazır pedleri kullanmak her zaman daha kolay, daha ucuz ve her şeyden önce daha sağlıklıdır. Adet günlerinde kendini temiz hissetmek kendine duyulan güven açısından önemlidir. Bu nedenle yedek ped bulundurmaları da uygun olur.</p>
<p>Adet kanamasının ilk günlerinde hazır pedleri 3 saatten fazla kullanmamak gerekir. Kanamanın hafiflediği 3.-4. Günlede, hazır ped 4-6 saatte bir değiştirilir.</p>
<p>Özellikle spor yapıldığında ya da yaz aylarında daha sık ped değiştirmek gerekir.</p>
<p>Adet kanamasının olduğu günlerde, her gün ılık suyla duş ya da su dökünme şeklinde banyo yapmak sağlık açısından yararlıdır. Banyo, hem kötü kokuların oluşmasını hem de zararlı mikropların üremesini önler. Sıcak banyo, adet sancısını azalmasına da yardımcı olacaktır .</p>
<p>Adet kanamasının olduğu günlerde, ılık suyla duş ya da su dökünme şeklinde banyo yapmak sağlık açısından yararlıdır. Banyo, hem kötü kokuların oluşmasını hem de zararlı mikropların üremesini önler. Sıcak banyo, adet sancısının azalmasına da yardımcı olacaktır.</p>
<p>Menapoz Tedavisi – Kadınlarda Menapoz – Menapoz Yaşı<br />
09 Ağu 2010, 18:49 | Rüya | henüz yorum yok</p>
<p>Menapoz Tedavisi – Kadınlarda Menapoz – Menapoz Yaşı</p>
<p>Op. Dr. Aylin Totan, kadınların korkulu rüyası olan menopozun, yürüyüş yapmak, sigara ve kafeinli gıdalardan uzak durmak gibi basit önlemlerle kabus olmaktan çıktığını söyledi. Kadınların korkulu rüyası olan menopozun, basit önlemlerle kabus olmaktan çıktığını belirterek, menopoza giren kadınlara bol bol yürüyüş yapmalarını, kullanıyorlarsa sigarayı bırakmalarını, aşırı çay, kahve, kola gibi kafeinli gıdalardan uzak durmalarını önerdi.</p>
<p>Totan, menopozun en büyük belirtisinin adet düzensizlikleri olduğunu ifade ederek, “Ateş basması, terleme, çarpıntı yanı sıra zaman zaman yüzde ve boyunda kızarıklıklar meydana gelebilir. Bu belirtiler menopozun ilk dönemlerinde sıklık gösterse de zamanla azalmaktadır. Menopoz döneminde gerginlik ve sıkıntı gibi psikolojik sorunlar da meydana gelirken uykunun kalitesi düşer. Cinsel birliktelikte ağrı hissi, idrar yapmada zorluk gibi belirtiler de menopoz döneminde görülen şikayetlerdir” diye konuştu.</p>
<p>Her kadın farklı yaşıyor<br />
Menopozun genellikle 45-50’li yaşlarda görülmeye başladığına işaret eden Totan, bu dönemde her kadının aynı şiddette belirtilerle karşılaşmayacağına dikkat çekti. “Hatta kimi bireylerde hiç sorun çıkmamakta ya da çok hafif seyretmektedir” diyen Totan şöyle devam etti:</p>
<p>“Ancak; kendini iyi hissetmeyen, menopozun hayatını nasıl etkileyeceğini merak eden bireyler mutlaka doktorundan destek almalıdır. Kişinin menopoz dönemine bilinçli ve hazırlıklı girmesi menopoz belirtilerinin şiddetini azaltır. Menopozdan sonra insan vücudundaki total kemik kitlesinde azalma görülür. Bu nedenle kırık oranları da artabilir. Bunun için 20-30 yaşları civarında doğal yollardan kalsiyum alınması son derece önemlidir. Kemik kaybının önlenmesinde yaşam tarzının da rolü vardır. Bu dönemde hanımlara yürüyüş önerilir. Sigara kullanımı da kemik kaybını artırdığı için sigarayı bırakması önerilir. Aşırı çay, kahve, kola gibi kafeinli gıdaların kontrollü tüketimi tavsiye edilir.”</p>
<p>Yürüyüş önemli<br />
Menopoz döneminde östrojen hormonunun ve koruyucu etkisinin azalmasından dolayı kalp ve damar hastalıklarında artış gözlendiğini belirten Totan, tansiyon ve şeker hastalarının yanı sıra sigara kullanan bireylerin de risk taşıdığına işaret etti.<br />
Totan, Menopozdan sonra kadınlarda düşük dansiteli kolesterolde hızlı bir yükselmenin görüldüğünü ve bunun sonucunda koroner kalp hastalığı riskinin arttığına dikkat çekerek, “Bu dönemde bireye doktorunun muayene bulguları neticesinde östrojen tedavisi uygulanabilir. Kalp için koruyucu olan yüksek dansiteli kolesterol oranı yalnızca egzersizle arttığından kişinin yürüyüş yapması kemik erimesini önlediği gibi kalp için de koruyucu olacaktır” dedi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/adet-doneminde-kisisel-bakim-%e2%80%93-adet-doneminde-hijyeni-saglamak-icin-%e2%80%93-adet-donemindeyken-neler-yapilmalidir-%e2%80%93-adet-sancilari-hakkinda.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Et tüketiminde dikkat edilecek hususlar – et tüketirken nelere dikkat etmeliyiz – kadınlarda kemik erimesi – menapoz sonrası beslenme</title>
		<link>http://www.everscared.com/et-tuketiminde-dikkat-edilecek-hususlar-%e2%80%93-et-tuketirken-nelere-dikkat-etmeliyiz-%e2%80%93-kadinlarda-kemik-erimesi-%e2%80%93-menapoz-sonrasi-beslenme.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/et-tuketiminde-dikkat-edilecek-hususlar-%e2%80%93-et-tuketirken-nelere-dikkat-etmeliyiz-%e2%80%93-kadinlarda-kemik-erimesi-%e2%80%93-menapoz-sonrasi-beslenme.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 17:46:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Dikkat]]></category>
		<category><![CDATA[edilecek]]></category>
		<category><![CDATA[erimesi – menapoz]]></category>
		<category><![CDATA[Et]]></category>
		<category><![CDATA[etmeliyiz – kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[hususlar – et]]></category>
		<category><![CDATA[kemik]]></category>
		<category><![CDATA[nelere]]></category>
		<category><![CDATA[Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiminde]]></category>
		<category><![CDATA[tüketirken]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76733</guid>
		<description><![CDATA[Et tüketiminde dikkat edilecek hususlar – et tüketirken nelere dikkat etmeliyiz – kadınlarda kemik erimesi – menapoz sonrası beslenme
Yüksek protein tüketimine dayalı diyetlerin bir zararı daha ortaya çıktı… Amerikalı bilim adamları, yüksek protein tüketimine dayalı diyetlerin kemik erimesine neden olabileceğini bildirdi.
İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, Purdue Üniversitesinde görev yapan ve iki farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Et tüketiminde dikkat edilecek hususlar – et tüketirken nelere dikkat etmeliyiz – kadınlarda kemik erimesi – menapoz sonrası beslenme</p>
<p>Yüksek protein tüketimine dayalı diyetlerin bir zararı daha ortaya çıktı… Amerikalı bilim adamları, yüksek protein tüketimine dayalı diyetlerin kemik erimesine neden olabileceğini bildirdi.</p>
<p>İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, Purdue Üniversitesinde görev yapan ve iki farklı araştırmanın verilerini analiz eden bilim adamları, menopoz sonrası fazla kilolarından kurtulmak için protein zengini bir beslenme modeli izleyen kadınları kemik erimesi riskine karşı uyardı.</p>
<p>Menopoz dönemindeki 43-80 yaşları arasında 28 kadının katıldığı ilk araştırmada, katılımcılara, 4 ay boyunda haftada 450 ila 700 gram vermelerini sağlamalarına yönelik bir diyet uygulandı. Araştırmada, katılımcıların 15′ine günlük aldıkları kalori miktarının yüzde 18′ini oluşturacak şekilde, et içermeyen ancak yumurta ve baklagiller gibi diğer protein kaynağı gıdaları kapsayan bir diyet verildi.</p>
<p>Araştırmacılar, diğer gruptaki 13 kişiye ise yüzde 30′u proteinden oluşan bir diyet uyguladı. Diyet ile bu proteinin yüzde 40′ını yağsız domuz etinden, yüzde 60′ını ise baklagiller, süt ürünleri ve yumurtadan almaları sağlandı.</p>
<p>4 aylık sürenin sonunda katılımcıların ortalama 8 kilo zayıfladığını gözlemlenirken, et de içeren ve protein bakımından daha zengin olan bir diyet izleyen ilk gruptaki kadınların kemik erimesiyle de karşı karşıya kaldığı belirlendi.</p>
<p>İkinci araştırmada ise bilim adamları, bu kez 9 hafta boyunda 1250 kalorilik bir diyet uygulanan menopoz dönemindeki 43 kadını gözlemledi. Bütün katılımcıların 1000 kalorilik bir vejeteryan diyet izlemesinin sağlandığı araştırmada, geriye kalan 250 kalori içinse 15 kişiden tavuk eti, 14 kişiden dana eti ve diğer 14 kişiden tereyağlı bisküvi ya da çikolata yemeleri istendi.</p>
<p>Son olarak 11 kişilik bir kontrol grubu oluşturan bilim adamları, bu araştırmanın sonucunda da katılımcıların kilo verdiğini ancak et açısından daha zengin olan bir beslenme modeli izleyen kadınlarda kontrol grubundakilere göre kemik erimesi riskinin daha fazla olduğunu gözlemledi.</p>
<p>Menopoz sonrası bir miktar kilo vermenin sağlık ve yaşam kalitesini artırmak açısından faydalı olduğunun altını çizen bilim adamları, ancak kadınlara öncelikle bir diyetisyene danışarak, kemik ve kas yoğunluğuna zarar vermeden kilo vermelerini sağlayacak bir program hazırlamalarını önerdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/et-tuketiminde-dikkat-edilecek-hususlar-%e2%80%93-et-tuketirken-nelere-dikkat-etmeliyiz-%e2%80%93-kadinlarda-kemik-erimesi-%e2%80%93-menapoz-sonrasi-beslenme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda kist sorunları – kist nedir – kist tedavisi</title>
		<link>http://www.everscared.com/kadinlarda-kist-sorunlari-%e2%80%93-kist-nedir-%e2%80%93-kist-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/kadinlarda-kist-sorunlari-%e2%80%93-kist-nedir-%e2%80%93-kist-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Aug 2010 16:48:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[kist]]></category>
		<category><![CDATA[Nedir – kist]]></category>
		<category><![CDATA[sorunları – kist]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76735</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlarda kist sorunları – kist nedir – kist tedavisi
Çoğu over kist iyi huyludur ve genellikle 20-44 yaş arası kadınlarda görülür. Özellikle muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular tanıda yardımcı olur. Kistler her zaman kısırlık nedeni değildir. Ancak eğer oluşum sebepleri hormonal düzensizlik ise kısırlık görülebilir. Bu nedenle kistleri takibe almakta ve doktora görünmeyi ihmal etmeyin.
Yumurtalıklar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda kist sorunları – kist nedir – kist tedavisi</p>
<p>Çoğu over kist iyi huyludur ve genellikle 20-44 yaş arası kadınlarda görülür. Özellikle muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular tanıda yardımcı olur. Kistler her zaman kısırlık nedeni değildir. Ancak eğer oluşum sebepleri hormonal düzensizlik ise kısırlık görülebilir. Bu nedenle kistleri takibe almakta ve doktora görünmeyi ihmal etmeyin.</p>
<p>Yumurtalıklar, rahmin her iki yanında fallop tüpleriyle yakın temasta bulunurlar. Kadın genital organları; östrojen, progesteron (kadınlık hormonları) ve az miktarda testosteron (erkeklik hormonu) üreten yapılardır.</p>
<p>Yumurtalıklar; ergenlik öncesi dönemde herhangi bir hormonal salgı işlevi göstermezken, ergenlik döneminden itibaren menopoza kadar çeşitli hormonlar üreterek, kadının düzenli olarak adet kanaması görmesini sağlarlar. Yumurtalıkların temel görevi her ay, yapılarında yer alan yumurta hücresini olgunlaştırmak ve olgunlaşma gerçekleştikten sonra bu hücreyi yumurtlama adı verilen işlevle muhtemel bir döllenmenin gerçekleşeceği fallop tüpü içine vermektir.</p>
<p>Yumurtalık dokusunda her ay devam eden bu döngü, dokuda yumurta hücreleri tükendiğinde ortadan kalkar. Döngü ve böylece adet kanamaları ortadan kalktığında kadın menopoz evresine geçiş yapmıştır.</p>
<p>Kist Nedir?</p>
<p>Kısaca tanımlamak gerekirse kist, ‘içi sıvı dolu kesecik’lere verilen genel isimdir. Kistler çevre dokulardan sahip oldukları ve ‘kist duvarı’ denilen bir zar ile ayrılırlar. Yumurtalık kistleri tıbbi literatürde ‘over kistleri’ olarak adlandırılır.</p>
<p>Yumurtalık kistlerine üreme (doğurganlık) çağındaki kadınlarda sık rastlanır ve bu kistlerin çoğu selim tabiatlı, herhangi bir tedavi gerektirmeden kendiliğinden kaybolan oluşumlardır.</p>
<p>Çoğu over kist iyi huyludur ve genellikle 20-44 yaş arası kadınlarda görülür. Özellikle muayene ve ultrasonda elde edilen bulgular, ayrıca bazı kan tahlilleri ayırıcı tanıda bize yardımcı olur. Kistler her zaman infertilite (kısırlık) nedeni değildir. Ancak eğer oluşum sebepleri hormonal düzensizlik ise infertilite görülebilir.</p>
<p>Kistler iyi huylu (selim) ve kanseröz (neoplastik) kistler olarak basitçe ikiye ayrılabilir.</p>
<p>İşlevsel Kistler</p>
<p>1. Folikül Kistleri: Yumurtlama sürecinde oluşan folikül adı verilen keseciğin aşırı büyümesiyle ortaya çıkarlar. Bu kistlerin çoğu 5 cm veya daha ufak çaptadır ve genellikle belirti vermezler. Folikül kistleri 1 – 3 adet döngüsü sonrasında kendiliğinden veya bu tür kistlerin varlığında doktor tarafından sıklıkla verilen doğum kontrol haplarının yardımıyla büzülerek kaybolurlar.</p>
<p>2. Corpus Luteum Kistleri: Folikül kistlerin aksine bu tür kistler genellikle ağrılıdırlar. Normalde belli bir süre sonunda ortadan kalkması gereken sarı cismin progesteron hormonu salgısına devam etmesiyle adet kanamasının gecikmesine neden olabilirler.</p>
<p>Yumurtalıklarda yukarıda anlatılanların dışında çok daha farklı bir türde selim tabiatlı olan kistik veya solid (içi sıvı dışında bir maddeden oluşan kitle) yapılar bulunabilir. Bunlar arasında en önemlileri hormon salgılayarak, salgıladıkları hormonların etkisiyle belirtilere neden olan kistler ve bazen dev boyutlara ulaşabilen ‘müsinöz’ tipte kistlerdir.</p>
<p>Yumurtalıklarda ultrasonografide hem de solid görünüm arz edebilen ve çok çeşitli nedenlerle geçirilmiş enfeksiyonlara bağlı oluşan apseler görülebilir. Dış gebelik bazen yumurtalıklardan birinin yakınında bir kitle görünümü arz edebilir. Bu durumda genellikle adet gecikmesi ve ağrı söz konusu olur.</p>
<p>Dış Gebelik:Yumurtalıklara yakın komşulukta yer alan Fallop tüplerinin içlerinin geçirilmiş enfeksiyonlara bağlı şişmesiyle oluşan kitleler ultrasonografide yumurtalık kisti izlenimi verebilir. Geçirilmiş jinekolojik ve diğer karın ameliyatlarında oluşan yapışıklıkların içinde sıvı birikmesi de bazen kist izlenimi verebilir.</p>
<p>Gebelik Döneminde Yumurtalık Kistleri: Gebelik oluşturmak için uygulanan yumurtlamayı sağlayıcı tedavilerde bir yan etki olarak yumurtalıklarda büyüme ve çok fazla sayıda kist oluşumu söz konusu olabilir. Yumurtalık kistleri söz konusu olduğunda hastanın yaşı, kistin büyüklüğü ve ultrasonografide görülen iç yapısı, tek veya çift taraflı olması gibi değişkenlere göre bazen çok geri planda, bazen ise ön planda yumurtalık kanseri de doktorun ayırıcı tanısında yer alır.</p>
<p>Belirtileri: Yumurtalıklar; diğer organlara göre belirti verme açısından daha fakirdirler, çoğu kez bir şikayet yaratmazlar ve rutin kontroller esnasında fark edilirler. En sık verdikleri belirti; adet düzensizlikleri, karında şişlik, karın ağrısı, sindirim sistemi bozuklukları ve idrar yolu şikayetleri gibi özgün olmayan belirtilerdir. Çok fazla büyümeyen bir yumurtalık kisti karın boşluğu içerisinde kendine rahatlıkla yer bulabileceği için şişlik yapmaz. Benzer şekilde hormon salgısı yapmayan kistler de adet düzensizliği yaratmaz.</p>
<p>Ağır yumurtalık kistlerinde nadir olarak görülür. Eğer ağrı varsa bu kitlenin iltihaplandığını ya da endometriozis olabileceğini gösterir. Nadiren kistlerin kendi etrafında dönmesi ( torsiyon ) ya da patlaması (rüptür) şiddetli ağrı ve akut karın tablosuna yol açabilir.</p>
<p>Kistler mesaneye baskı yaparak sık idrara çıkma, rektuma bası yaparak da kabızlığa ya da dışkı yaparken ağrıya neden olabilirler. Akılda tutulması gereken nokta kistlerin çok farklı türlerinin olduğu ve yarattığı şikayetlerin kistin türüne bağlı olabileceğidir. Yumurtalık kistleri nispeten sık görülen oluşumlardır. Büyük çoğunluğu kadında hiçbir belirti vermez ve başka bir nedenle yapılan jinekolojik muayene esnasında tesadüfen saptanır.</p>
<p>Belirti verdiklerinde ise bu en sık aşağıdaki gibidir;</p>
<p>* Kasıklarda veya kasıklardan birinde ağrı<br />
* Karnın alt kısmında dolgunluk ve basınç hissi<br />
* İlişki esnasında ağrı<br />
* Adet düzensizliği veya adetlerin olağandan daha ağrılı olması, adet görememe<br />
* Çok büyük boyutlu kistlerde karında şişme veya ele kitle gelmesi<br />
* Göğüslerde dolgunluk<br />
* İdrar ve barsak şikayetleri<br />
* Kist torsiyonu (boğulması) belirtileri<br />
* Kist yırtılması (patlaması) belirtileri</p>
<p>Genelde rutin muayene ya da başka sebepten dolayı yapılan muayene ve ultrasonografide saptanırlar. Muayenede hastanın yaşı, kitlenin büyüklüğü, şekli, saf kist ya da solid yapıda oluşu, etrafa yapışık olup olmadığı, hassasiyet olup olmadığı önemlidir.</p>
<p>Kistlerin tümü ameliyat gerektirmez. Bir kistin ameliyatla çıkarılmasını gerektiren durumlar şu şekilde özetlenebilir:</p>
<p>1. Kistin şiddetli belirtilere neden olması veya tedaviye ( doğum kontrol hapı ) cevap vermemesi<br />
2. Kistin torsiyon olma veya yırtılma ( patlama ) riskinin yüksek olması<br />
3. Kistin bir yumurtalık kansetri olduğundan şüphelenilmesi.</p>
<p>Yumurtalık kistleri uzun vadeli olarak şiddetli belirtilere neden olduklarında önceden gerekli incelemeler yapıldıktan sonra, planlı bir zamanda ameliyat edilirler. Torsiyon veya yırtılma gerçekleştiğinde acilen ameliyat edilirler.</p>
<p>Yumurtalık kistlerinin boyutları arttıkça içlerindeki basınç artar ve kendi etraflarında dönerek kendilerini boğmaları veya yırtılma riskleri artar. Boğulma ve yırtılma durumlarında genellikle oldukça hazırsız bir zamanda ve optimal olmayan acil şartlarda ameliyat gerçekleşir. Bu, yumurtalığın kaybedilme riskini arttıran ve ameliyatın laparoskopi ile yapılma şansını belirgin olarak azaltan bir durumdur. Bu nedenle büyük kistlerde (genellikle 5 cm üzerindeki kistlerde) henüz bu tür durumlar gerçekleşmeden ameliyat edilmesi tercih edilir.</p>
<p>Özellikle çok genç kızlarda ve menopoza yakın dönmede veya menopoza girmiş kadınlarda var olan kistler doktor için oldukça rahatsız edicidir. Bu tür durumlarda ultrasonografi ve diğer görüntüleme yöntemleri ve tümör belirteçleri bir kanseri düşündürmese dahi, kesin tanının konulması için doktor genellikle ameliyat önerir. Yine herhengi bir kadında ultrasonografide ve diğer görüntüleme yöntemlerinde kistin içinde sıvı dışında solid bir komponentin de bulunması veya tümör belirteçlerinde yükselme saptanması durumunda genellikle ameliyat önerilir.</p>
<p>Yumurtalık kistlerini önlemek mümkün mü?</p>
<p>Yumurtalık kistleri yumurtalıklarda her ay düzenli olarak folikül adı verilen ve normal yumurtlama sürecinin bir parçası olan yapıların görüldüğü üreme çağında sıklıkla ortaya çıkar ve bu nedenle fizyolojik sürecin “abartılı“ olarak işlemesi sonucunda ortaya çıkan işlevsel kistleri tümüyle önlemek mümkün değildir.</p>
<p>Doğum kontrol hapları ise yumurtlama sürecini geçici olarak durduklarından bu ilaçları kullanan kadınlarda işlevsel yumurtalık kistleri çok daha az görülür.</p>
<p>Yine bu haplar endometriyozis, polikistik over gibi hastalıkların görülme sıklığını azaltarak kadını yumurtalıklarda oluşabilecek bu tür kitlelere karşı da korurlar. Uzun vadede doğum kontrol hapı kullanımının yumurtalık kanserine yakalanma riskini de etkili bir şekilde azalttığı bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/kadinlarda-kist-sorunlari-%e2%80%93-kist-nedir-%e2%80%93-kist-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda idrar kaçırma – idrar kaçırma problemi – idrar kaçırma neden olur – idrar kaçırma sebepleri</title>
		<link>http://www.everscared.com/kadinlarda-idrar-kacirma-%e2%80%93-idrar-kacirma-problemi-%e2%80%93-idrar-kacirma-neden-olur-%e2%80%93-idrar-kacirma-sebepleri.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/kadinlarda-idrar-kacirma-%e2%80%93-idrar-kacirma-problemi-%e2%80%93-idrar-kacirma-neden-olur-%e2%80%93-idrar-kacirma-sebepleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 21:26:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar]]></category>
		<category><![CDATA[Kaçırma]]></category>
		<category><![CDATA[kaçırma – idrar]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[olur – idrar]]></category>
		<category><![CDATA[problemi –]]></category>
		<category><![CDATA[Sebepleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76646</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlarda idrar kaçırma – idrar kaçırma problemi – idrar kaçırma neden olur – idrar kaçırma sebepleri
Olur – İdrar Kaçırma Sebepleri
Alt üriner sistemin iki önemli fonksiyonu vardır.Bunlar;idrarın depolanması ve zamanı gelince boşaltılmasıdır.Böbreklerden gelen idrar mesanede(idrar torbasında) birikir ve belirli bir hacme ulaştığında işeme hissi olur,işeme sırasında idrarı tutmayı sağlayan sfinkter gevşer ve mesane kasılarak idrar boşalır.
İdrar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda idrar kaçırma – idrar kaçırma problemi – idrar kaçırma neden olur – idrar kaçırma sebepleri<br />
Olur – İdrar Kaçırma Sebepleri</p>
<p>Alt üriner sistemin iki önemli fonksiyonu vardır.Bunlar;idrarın depolanması ve zamanı gelince boşaltılmasıdır.Böbreklerden gelen idrar mesanede(idrar torbasında) birikir ve belirli bir hacme ulaştığında işeme hissi olur,işeme sırasında idrarı tutmayı sağlayan sfinkter gevşer ve mesane kasılarak idrar boşalır.</p>
<p>İdrar tutma(kontinans) dış idrar yolu(üretra) basıncı mesane içi basıncındn yüksek olduğu müddetçe hem istirahat halinde ve hemde eforla beraber devam eder.Bu denge mesane ile üretra arasındaki fonksiyonel durumu ile bağlantılıdır.</p>
<p>Hastanın istem dışı idrar kaçırmasına inkontinans(idrar kaçırma) denir.<br />
İdrar kaçırmak hayati tehlikesi olan bir olay olmamakla beraber, daha çok sosyal bir problemdir. İdrar kaçırma her yaşta ortaya çıkabilir. Çoğunlukla, çocuklarda, ileri yaşlardaki hastalarda veya bazı kadınlarda ortaya çıkmakla beraber, her yaşta ve her iki cinsiyette de görülebilmektedir.</p>
<p>İdrar kaçırma için bir çok sınıflama yapılmıştır.En çok kullanılan sınıflama uluslar arası kontinans derneğinin sınıflamasıdır:</p>
<p>1-Stres inkontinans;fiziksel aktivite sırasında karın içi basıncının artışı ile olan idrar kaçırmadır,bu gerçek üriner inkontinans olarak tanımlanır,burada olay mesane kasılması olmadan basınç artışına bağlı idrar tutamama olayıdır. pelvis tabanının ve idrar torbasının anatomik desteğinin zayıflamasına bağlı olarak oluşan stres tipi idrar kaçırmadır. Stres tipi idrar kaçırmada, hasta öksürüp aksırdığı, zorlandığı zaman istem dışı idrar kaçırmaktadır. Bu durum genellikle çok sayıda doğum yapma, iri bebek doğurma, evde kendi kendine doğum yapma, zor doğum yapma, müdahaleli doğum yapma ya da eğitimli olmayan kişiler tarafından doğurtulma ile ilişkilidir. Ayrıca yaş, menopoz, uzun süren kabızlık, şişmanlık, astım, bronşit gibi akciğer hastalıklarına bağlı olarak da sık görülür.</p>
<p>2-Urge inkontinans:İstem dışı mesane kasılmalarına bağlı oluşan kaçırmalardır. Beraberinde sık idrara çıkma,ani olarak idrar yapma hissi söz konusudur. Urge inkontinans herhangi bir nörolojik hastalıkla beraber olabileceği gibi hiçbir sebebi olmadanda oluşabilir,bu durum mesane kasının instabilitesi olarak adlandırılır.Bazı nörolojik hastalıklar istem dışı mesane kasılmalarına sebebiyet verebilir, Parkinson,Multipl skleroz,omurilik yaralanmaları vs.</p>
<p>3-Total inkontinans:Hasta idrar kaçırdığını hiç hissetmez,devamlı olarak iç çamaşırının ıslak olduğunu ifade eder.</p>
<p>4-Taşma inkontinansı:Over flov inkontinans olarakta tanımlnabilir.Burada mesane kasının zayıf kasılması ve sfinkterik aşırı kasılması söz konusudur.Omurilik yaralanmaları,şeker hastaları,beyin tümörleri ve bel fıtıklarında görülebilen bir durumdur.</p>
<p>5-Miks tip inkontinans:Hem gerçek inkontinans hemde urge inkontinansın birlikte bulunmasıdır.</p>
<p>6-Nokturnal Enürezis:Uyku esnasında idrar kaçırma şikayetidir.</p>
<p>İdrar kaçırmanın sebepleri ve risk faktörleri nelerdir?<br />
Yaş:<br />
Yaşın ilerlemesi ve menopoza girilmesi nedeniyle östrojen hormonunun azalması buna bağlı olarak idrar torbasını ve rahmi tutan bağların gevşemesine destek dokularının zayıflaması idrar kaçırmaya neden olur.<br />
Genetik:<br />
Bazı çalışmalarda stres ve urge inkontinansa genetik yatkınlık gösterilmiştir.<br />
Doğum:<br />
Fazla sayıda doğum,iri bebek,zor doğum yapanlarda idrar kaçırma riski yüksektir.<br />
Kronik hastalıklar:<br />
Astım,kronik bronşit,şeker,travma,geçirilmiş omurilik operasyonları,beyin hastalıkları idrar kaçırmayı artırır.<br />
Kronik kabızlık, obesite, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları,rahim ve vajen operasyonları,sigara içenlerde idrar kaçırmaya zemin hazırlayan faktörledir.<br />
İdrar kaçırma tanısı nasıl konur?<br />
Hastaların teşhisinde daha ciddi hastalıkların ayırıcı tanısı yapılması ve muhtemelen altta yatan fonksiyonel anomalinin tanımlanması gerekir.<br />
Tanıyı koymakta en iyi yardımcı iyi bir hastalık hikayesi almaktır. Beraberin ek şikayeti varsa onlarda irdelenmelidir, ağrı ve kanamanın varlığı sorgulanmalıdır.Hastanın yaşı,şikayetinin başlangıcı,kullandığı ilaçlar,geçirdiği hastalıklar ve ameliyatlar yaptığı doğumlar sorgulanmalıdır.<br />
Muayene<br />
Detaylı bir pelvik ve genel muayene ürolog tarafından yapılır.Muayene yapılırken hastanın idrara sıkışık olması ve litotomi pozisyonunda yapılması gerekir.hasta öksürtülerek ıkındırılarak idrar kaçıp kaçmadığı gözlenir,eğer yatar pozisyonda kaçmıyorsa ayağa kaldırılıp öksürtürmeli ve ıkındırılmalıdır,beraberinde Boney testi,Ped testi,Q-tip testi yapılmalıdır.Nörolojik muayene hastanın odaya girmesiyle yürüyüş şekli ve davranışlarının gözlemlenmesiyle başlar.Muhakkak rektal muayene yapılmalı,makat tonusu kontrol edilmeli,genital duyu ve refleksler değerlendirilmelidir.<br />
Tetkik olarak ne yapılmalıdır?</p>
<p>1-İdrar tetkiki ve idrar kültürü muhakkak yapılmalıdır.İdrar yolu enfeksiyonu varsa tedavi edilmelidir,idrar testinde kanamanın varlı araştırılmalıdır.<br />
2-Üriner sistem ultrasonu yaptırılmalı ve rezidüel idrar bakılmalıdır.<br />
3-Ped Testi :belirlenen bir zaman içinde kaçan idrar miktarının yarı objektif olarak ölçülmesidir.<br />
4-Üroflovmetri:idrar akımının ölçülmesidir.<br />
5-Ürodinamik değerlendirme ve gerekirse videoürodinmi<br />
6-gerekirse sistoskopi yapılmalıdır.<br />
TEDAVİ<br />
1-Medikal tedavi:Mesane kasının aşırı aktivitesine bağlı idrar kaçırmalarda altta yatan sebebi bulmak gerekir.Ürinerenfeksiyonlar en çok mesane kasının aşırıaktivitesi yapan durumlardır,tedavisi ilaçlar kullanıldıktan sonra düzelir.Antikolinerjik , antimuskarinik ve trisiklik antidepresanlar kulanılbilir<br />
Östrojen Hormonu Uygulaması<br />
Mesane mukozası ve mukoza altı dokusunun uyarılarak dolaşımın arttırılması ve bu şekilde düz kas yanıtının arttırılması ve üretra çıkışında düzelmenin sağlanması amacıyla bazı hastalara lokal estrojen uygulaması verilebilir. Özellikle menopoz dönemindeki hastalara fitil, krem veya jel şeklindeki lokal estrojen uygulamaları fayda verebilmektedir.</p>
<p>2- Pelvik taban egzersizleri,Elektrik stmülasyon,biofeedback yöntemler kullanılbilir.<br />
3-Cerrahi:<br />
Son yüzyılda SÜİ’ nin cerrahi tedavisi için 100′den fazla değişik teknik öne sürülmüştür. Bu ameliyatların kısa dönem başarı oranları uygulanan tekniğe göre %65-95 arasında değişmektedir. Genellikle ilk cerrahi girişimin başarı şansı en yüksektir. Sonraki seanslarda yapılan ameliyatların başarı şansı daha düşüktür.</p>
<p>Mesane sarkması (sistosel), barsak sarkması (rektosel, enterosel) gibi eşlik eden patolojiler varsa cerrahi girişim ona göre karar verilerek vaginal yaklaşımla (alttan) sarkmalar (prolapsus) düzeltilmekte ve inkontinans giderilmektedir.<br />
Ameliyat tipinin seçiminde; hastanın genel durumu, üretranın testlerde hareketlilik durumu, ameliyat öncesi ürodinamik parametreler, cerrahi deneyim ve uygulanacak tekniğin olası komplikasyonları göz önünde bulundurulur.</p>
<p>Stres İnkontinansta Uygulanan Ameliyatlar<br />
Kolporafi Anterior ve Kelly Plikasyonu: İdrar kesesinin sarkması ve idrar kaçırma şikayetlerinde yapılan en eski ameliyatlardan birisidir.. Başarı oranı %30-70 arasında değişmektedir.<br />
1-Karından yapılan kesi ile mesane boyu asılması ameliyatları<br />
Genç, şişman olmayan ve üretrası mobil (hareketli) olan kişilerde tercih edilen karından yapılan kesi ile uygulanan cerrahi ameliyatlar uygulanabilir.<br />
Bunlar:</p>
<p>- Marshall-Marchetti-Krantz (MMK) Operasyonu : Mesane boynu ve üretra boynundan geçen dikişler pubis kemiğine bağlanır. Böylece mesane boynu ve üretra yüksek pozisyona alınmış olur.<br />
-Burch Operasyonu : Otolog faysal gref kullanılarak yapılan mesane boynu ve üretra boynundan geçen dikişler iliopektinal ligamentten (Cooper ligamenti) geçerek bağlanır.<br />
-Laparoskopik Kolposüspansiyon: MMK veya Burch operasyonunun laparoskopi eşliğinde (kapalı olarak) yapılmasıdır.<br />
2. Vajina içinden iğne ile sabitleme ameliyatları<br />
Bu tür ameliyatlarda ön vaginal duvara atılan dikiş ipliklerinin bir iğne yardımıyla suprapubik bölgeye alınıp bağlanması ve böylece mesane boynu ile üretra çıkışının kaldırılması amaçlanır.<br />
Bu operasyonlar daha çok prolapsusu (sarkması) bulunan, yaşlı, operasyon süresi kısa sürmesi gereken, üretrası da aşırı hareketli (hipermobil) olan vakalarda tercih edilir. Bunlardan en sık uygulananları:<br />
-Modifiye Pereyra Operasyonu:<br />
- Stamey iğne mesane boynu operasyonu<br />
- Raz Vaginal Duvar Slingi<br />
- Gittes Operasyonu’dur.</p>
<p>3. Sling Prosedürleri(Askı)<br />
Askı ameliyatlarının ortak noktası, üretra ya da mesane boynunun tamamen altından geçip karın duvarına asılan şerit şeklinde bir materyal kullanılmasıdır.</p>
<p>Sling prosedürleri en sık olarak gerçek stres inkontinans ve Mixt Üriner İncontinans durumlarında uygulanmaktadır.</p>
<p>- TVT Operasyonu: 1995’den bu yana uygulanan bu ameliyatlar “tension-free vaginal tape” (TVT) olarak adlandırılmıştır.<br />
TVT operasyonları lokal, bölgesel veya genel anestezi eşliğinde uygulanabilir. Operasyondaki amaç üretra çevresine yerleştirilen “poliprorpilen bant” tan oluşan askı materyali ile üretranın yükseltilmesidir. Zaman içinde bu bant doku reaksiyonu ile nedbeleşerek üretraya destek sağlamaktadır. Diğer ameliyatlara göre daha az travmatik bir operasyondur.<br />
- TOT Operasyonu: Nisbeten yeni bir ameliyat yöntemidir., ilk kez 2001 yılında tarif edilmiştir. Bu ameliyatta vajinal yolla yapılan ince bir kesi ile “polipropilen mesh” adı verilen bir bant, özel bir iğne yardımı ile yerleştirilerek üretral kanal yükseltilir.<br />
TOT ameliyatında hastanın yara iyileşimi oldukça hızlı, hastanedeki kalış süresi oldukça az (ortalama bir gün) ve ameliyat sonrası şikayetler oldukça azdır.<br />
Ameliyattan 24 saaat sonrasına kadar mesane içine yerleştirilen bir sonda ile mesanenin direne olması sağlanır. Daha sonra sonda çekilir,idrar yapması gözlenir.</p>
<p>- Diğer Sling Teknikleri:<br />
4- Periüretral Enjeksiyon<br />
Bu metod daha çok genel anestezi riskini alamayacak olan hastalarda, lokal anestezi altında sistoskopi adı verilen bir cihaz kontrolünde, mesane boyu ve üretra çevresine bir takım maddelerin enjeksiyonunu içerir. Enjekte edilen maddeler:kollojen,otolog yağ,silikon ve teflon.Tekrarlayan enjeksiyonlar genellikle gerekir.<br />
En sık olarak enjekte edilen materyaller teflon, kollajen, yağ ve kan hücreleridir. Amaç belli bir sürede olsa üretraya baskı yaparak direnç artışı sağlamak ve bu şekilde idrar kaçışını engellemektir.<br />
5- Artifisiyel (Yapay) Üriner Sfinkter<br />
Defalarca inkontinans operasyonları geçirip (Sling ve periüretral enjeksiyon dahil), başarısız sonuç alınan veya komple sfinkter (mesane boyu büzücü kas) yetmezlikli hastalarda uygulanır.</p>
<p>Op. Dr. Basri ÇAKIROĞLU Üroloji</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/kadinlarda-idrar-kacirma-%e2%80%93-idrar-kacirma-problemi-%e2%80%93-idrar-kacirma-neden-olur-%e2%80%93-idrar-kacirma-sebepleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Adet kanaması neden gecikir? adet kanamasını geciktiren nedenler nelerdir?</title>
		<link>http://www.everscared.com/adet-kanamasi-neden-gecikir-adet-kanamasini-geciktiren-nedenler-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/adet-kanamasi-neden-gecikir-adet-kanamasini-geciktiren-nedenler-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 12:45:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[gecikir?]]></category>
		<category><![CDATA[geciktiren]]></category>
		<category><![CDATA[Kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[kanamasını]]></category>
		<category><![CDATA[Neden]]></category>
		<category><![CDATA[nedenler]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76612</guid>
		<description><![CDATA[Adet kanaması neden gecikir? adet kanamasını geciktiren nedenler nelerdir?
Adet kanaması, yumurtanın kendini geliştirdiği folikülün çatlaması olayı olup, folikülün çatlamaması durumu ise adet gecikmesi olarak açıklanır.
Adet gecikmesi, adet kanamasının beklenen tarihinde olmaması durumudur.
Adet Gecikmesi Ne Demektir?
Normal bir kadında, iki adet arası süre 21 ile 35 gün arasıdır. Bu süre 35 günden daha fazla olursa adet gecikmesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Adet kanaması neden gecikir? adet kanamasını geciktiren nedenler nelerdir?</p>
<p>Adet kanaması, yumurtanın kendini geliştirdiği folikülün çatlaması olayı olup, folikülün çatlamaması durumu ise adet gecikmesi olarak açıklanır.</p>
<p>Adet gecikmesi, adet kanamasının beklenen tarihinde olmaması durumudur.</p>
<p>Adet Gecikmesi Ne Demektir?</p>
<p>Normal bir kadında, iki adet arası süre 21 ile 35 gün arasıdır. Bu süre 35 günden daha fazla olursa adet gecikmesi söz konusudur.</p>
<p>Hal böyle olmakla birlikte, kadınlar, gebelikte, emzirme periyodunda ve menopoz durumlarında adet kanaması olmaz. Bu dönemlerde yumurta olmadığı için adet görülmez.</p>
<p>Adet Gecikmesinin Nedenleri :</p>
<p>* Normal olarak adet gören bir kadın, adet kanaması gecikmiş ise ilk akla gelen sebep hamileliktir. Gebelik testi yapılması gerekir.</p>
<p>Eğer, gebe değil ise, diğer faktörlerin araştırılması gerekir.</p>
<p>* Adet gecikmesinde, en sık görülen sebep, yumurtanın geliştiği folikülün çatlamamasıdır. Aslında kadınların bir çoğunda yılda bir defa, siklüs, yumurtanın çatlamaması durumunu yaşanmaktadır. Ama pek çok defa bir kaç günlük gecikmeye sebep olduğu için fark edilmemektedir.</p>
<p>* Adet kanaması, hormonlarla alakalıdır. Beyinden salgılanan bazı hormonlar (GnRh,FSH,LH gibi), yumurtalıkları uyarır ve östrojen hormonu üretilir. Yumurtlama olduğunda yani adet kanaması olduğunda ise progesteron hormonu üretilir. Progesteron, östrojeni dengelerse, düzgün, normal, adet görülür.</p>
<p>Eğer, beyin, yumurtalık, rahim arasındaki hormon mekanizması bozulursa, adet düzensizlikleri ortaya çıkar. ( adet gecikmesi, erken adet görme, uzun-kısa adet görme gibi.)</p>
<p>* Adet gecikmesinin bir diğer sebebi, polikistik over sendromudur. Polikistik Over Sendromu ilk ortaya çıktığı andan itibaren adet gecikmeleri görülür.</p>
<p>* Tiroid bezi hastalıklarından olan hipotirpid-hipertiroid (tiroid bezinin az-çok çalışması) adet gecikmesine sebep olabilir.</p>
<p>* Prolaktin hormonu yüksekliğine (hiperprolaktinemi) neden olan hipofiz bezi rahatsızlıkları da adet gecikmesine neden olur. Ayrıca göğüslerden süt gelir.</p>
<p>* Rahim içi yapılan operasyonlar, özellikle, kürtaj, rahim içi dokuyu zedelediğinden adet gecikmesine neden olabilir.</p>
<p>* Çeşitli sistemik ve dahili hastalıklar adet gecikmelerine neden olabilir.</p>
<p>* Adet gecikmesi yaş ile de alakalıdır. Yeni adet görmeye başlamış ergenlik çağındaki genç kızlar ya da menopoza yaklaşmış kadınlarda adet gecikmeleri doğal olabilir.</p>
<p>* Aşırı yapılan spor ve egzersizler de adette gecikmelere neden olabilir.</p>
<p>* Sıkıntı,üzüntü, depresyon ve benzeri duygusal değişiklikler gecikmelere yol açabilir.</p>
<p>* Mevsim ve mekan değişiklikleri,</p>
<p>* Hızlı Kilo Alma ve Kilo Verme adet gecikmesi yapabilir.</p>
<p>* Dengesiz beslenme de adet gecikmesine neden olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/adet-kanamasi-neden-gecikir-adet-kanamasini-geciktiren-nedenler-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ahmet maranki’den adet söktürücü bitki tedavileri</title>
		<link>http://www.everscared.com/ahmet-maranki%e2%80%99den-adet-sokturucu-bitki-tedavileri.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/ahmet-maranki%e2%80%99den-adet-sokturucu-bitki-tedavileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 10:57:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[adet]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet]]></category>
		<category><![CDATA[bitki]]></category>
		<category><![CDATA[maranki’den]]></category>
		<category><![CDATA[söktürücü]]></category>
		<category><![CDATA[tedavileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76610</guid>
		<description><![CDATA[Ahmet maranki’den adet söktürücü bitki tedavileri
Normal bir kadında, bir adet dönemi, 21 ile 35 günler arasıdır. Yani adetlerin, 21 günden daha önce ve 35 günden daha uzun sürede görülmesi normal olarak kabul edilmez.
Adet geciktiğinde ilk akla gelen gebelik olmakla birlikte, pek çok nedenden dolayı adet kanaması gecikir. Hormonal olabileceği gibi, spor. stres, sigara, zayıflık dengesiz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmet maranki’den adet söktürücü bitki tedavileri</p>
<p>Normal bir kadında, bir adet dönemi, 21 ile 35 günler arasıdır. Yani adetlerin, 21 günden daha önce ve 35 günden daha uzun sürede görülmesi normal olarak kabul edilmez.</p>
<p>Adet geciktiğinde ilk akla gelen gebelik olmakla birlikte, pek çok nedenden dolayı adet kanaması gecikir. Hormonal olabileceği gibi, spor. stres, sigara, zayıflık dengesiz beslenme gibi sebepler adet kanamasını geciktirir. Öncelikle araştırılması gereken bir durumdur.</p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Maranki, kadınlarda görülen adet gecikmesine bitkisel tedavilerle çözüm öneriyor.</p>
<p>Ahmet Maranki’den Adet Söktürücü Bitkiler ve Bitki Formülleri:</p>
<p>* Maydanoz, civanperçemi, papatya, nane, nergis, kimyon, safran, rezene, anason, havuç tohumu, karabaş otu, misk ve adaçayını öneriyor. Bu bitkilerden hangisi istenirse o bitki, çay şeklinde demlenip içilir. Bu şifalı bitkilerden yapılan çaylardan günde 3-4 bardak içilmelidir.</p>
<p>* Taze üvez meyveleri tüketmek de, adet söktürmeye faydalı olacaktır.</p>
<p>* 2 çay kaşığı dövülmüş dereotu tohumu ile yapılan bitki çayı adet söktürmeye yardımcı olur.</p>
<p>* Zerdaçal bitkisinin çay biçiminde demlenip içilmesinin veya zerdaçalın toz haline getirilerek kullanılması adet söktürmek için oldukça etkili.</p>
<p>* Civan perçemi ile hatmi çiçeğinin karışımıyla yapılan bitki çayı da adet söktürmeye yardımcı olur.</p>
<p>* Adet sökücü olarak, kereviz tüketmenizde, fayda var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/ahmet-maranki%e2%80%99den-adet-sokturucu-bitki-tedavileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kolesterol nasıl düşer? kolesterolü düşüren yiyecekler nelerdir?</title>
		<link>http://www.everscared.com/kolesterol-nasil-duser-kolesterolu-dusuren-yiyecekler-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/kolesterol-nasil-duser-kolesterolu-dusuren-yiyecekler-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Aug 2010 08:54:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[düşer?]]></category>
		<category><![CDATA[düşüren]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterol]]></category>
		<category><![CDATA[kolesterolü]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[yiyecekler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76591</guid>
		<description><![CDATA[Kolesterol nasıl düşer? kolesterolü düşüren yiyecekler nelerdir?
İki çeşit kolesterol vardır. İyi kolesterol (HDL), Kötü Kolesterol (LDL) dür. İyi Kolesterol Değeri (HDL), 40 mg/dl’nin üzeri, Kötü Kolesterol Değeri (LDL) ise, 130 mg/dl’nin altı olması gerekir.
İyi Kolesterolün, 40 mg/dl’nin altında olması, Kötü Kolesterolün 130 mg/dl’nin üzerinde olması risk teşkil eder. Böyle durumda, kalp krizi, felç, damar tıkanması, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kolesterol nasıl düşer? kolesterolü düşüren yiyecekler nelerdir?</p>
<p>İki çeşit kolesterol vardır. İyi kolesterol (HDL), Kötü Kolesterol (LDL) dür. İyi Kolesterol Değeri (HDL), 40 mg/dl’nin üzeri, Kötü Kolesterol Değeri (LDL) ise, 130 mg/dl’nin altı olması gerekir.</p>
<p>İyi Kolesterolün, 40 mg/dl’nin altında olması, Kötü Kolesterolün 130 mg/dl’nin üzerinde olması risk teşkil eder. Böyle durumda, kalp krizi, felç, damar tıkanması, böbrek yetmezliği gibi hastalıkların ortaya çıkma olasılığı daha fazladır.</p>
<p>Kolesterol Neden Yükselir? bu konumuz için tıklamak isterseniz.</p>
<p>Uzmanlar, dengesiz beslenme ve spordan yoksun bir hayatın kolesterolü yükselttiğini dile getiriyorlar.</p>
<p>Uzmanlar tarafından, Kolesterole karşı etkisi kanıtlanan ve Kolesterolü Düşüren Yiyecekler şunlardır :</p>
<p>Elma : Zengin pektin, lifli protein ve C vitamini içeren elma, kolesterolü çok etkili bir şekilde düşürür. Bir ay boyunca günde iki elma tüketilmesi durumunda, kanda kalp ve damarlara zarar veren yoğunluğu düşük lipoprotein kolesterolünün oranı büyük ölçüde düşürülürken, kalp ve damarlar için yararlı olan yoğunluğu yüksek lipoprotein kolesterolünün seviyesi ise yükseltilir.</p>
<p>Havuç : Kalsiyum pektat içeren havuç, öd asidiyle gerçekleşen kimyasal tepkimeden sonra dışkıyla vücuttan atılır. Vücutta öd asidinin oluşturulması da kandaki kolesterolü tüketerek kolesterol seviyesini düşürür.</p>
<p>Mısır : Mısırda bulunan zengin kalsiyum, fosfor, selenyum, lesitin ve E vitamini, kolesterolü düşürme işlevine sahip.</p>
<p>Badem : Kolesterol seviyesi normal veya biraz yüksek olan insanlar badem yiyerek, kandaki kolesterolü düşürebilir ve kalp sağlığını koruyabilirler.</p>
<p>Sarımsak : Günde üç diş sarımsak yenmesi durumunda vücuttaki zararlı kolesterol seviyesi etkili bir şekilde düşürülürken, yararlı kolesterol seviyesi de yükseltilir; böylece kalp hastalığının meydana gelme oranı düşürülür.</p>
<p>Süt : Bol kalsiyum içeren süt, vücuttaki kolesterol oranını azaltır.</p>
<p>Portakal ve mandalina : Zengin C vitamini içeren portakal ve mandalina, karaciğerin zehirli maddeleri atma gücünü artırır ve kolesterolü de düşürür.</p>
<p>Çay : İnsanı uyanık tutma, kalbi güçlendirme, idrarı kolaylaştırma, kandaki yağı eritme gibi işlevlere sahip olan çay sık sık içildiğinde insan vücudundaki kolesterolün yükselmesini engeller.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/kolesterol-nasil-duser-kolesterolu-dusuren-yiyecekler-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kıl kökü iltihabı – kıl kökü iltihabı tedavisi – kıl kökü enfeksiyonu</title>
		<link>http://www.everscared.com/kil-koku-iltihabi-%e2%80%93-kil-koku-iltihabi-tedavisi-%e2%80%93-kil-koku-enfeksiyonu.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/kil-koku-iltihabi-%e2%80%93-kil-koku-iltihabi-tedavisi-%e2%80%93-kil-koku-enfeksiyonu.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 23:21:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyonu]]></category>
		<category><![CDATA[iltihabı]]></category>
		<category><![CDATA[iltihabı – kıl kökü]]></category>
		<category><![CDATA[Kil]]></category>
		<category><![CDATA[koku]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi – kıl kökü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76427</guid>
		<description><![CDATA[Kıl kökü iltihabı – kıl kökü iltihabı tedavisi – kıl kökü enfeksiyonu
Kadınlarda özellikle dış genital organın tüylü kısmında ve çoğunlukla kasık bölgesinde çıkan değişik boyutlara ulaşabilen ağrılı hassas,kırmızı renkte bazen hareketi de kısıtlayan kıl kökü enfeksiyonları sık görülmektedir. Genital bölge hijyenine tam dikkat edilmemesi sık ve sentetik içi çamaşırlar pantolonlar ,hijyene dikkat edilmeden yapılan tüylü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kıl kökü iltihabı – kıl kökü iltihabı tedavisi – kıl kökü enfeksiyonu</p>
<p>Kadınlarda özellikle dış genital organın tüylü kısmında ve çoğunlukla kasık bölgesinde çıkan değişik boyutlara ulaşabilen ağrılı hassas,kırmızı renkte bazen hareketi de kısıtlayan kıl kökü enfeksiyonları sık görülmektedir. Genital bölge hijyenine tam dikkat edilmemesi sık ve sentetik içi çamaşırlar pantolonlar ,hijyene dikkat edilmeden yapılan tüylü bölge temizliği bu enfeksiyonların oluşumunu arttırmaktadır.<br />
Genellikle küçük boyutta olabilen ve follikülit olarak isimlendirilen bu enfeksiyonlar bazen büyük boyutlara ulaşabilmekte ve halk arasında “çıban” olarak isimlendirilen fronkül haline gelip şiddetli şikayetlere sebep olabilmektedir.</p>
<p>Follikülit, Kıl Kökü İltihabı Nedir, Belirtileri Nasıl Olmaktadır Ve Tedavisi Nasıldır?</p>
<p>Kıl folikülleri çevresinde küçük beyaz başlı sivilceler. Folikülit, kıl keselerinin yüzeysel bir enfeksiyonudur. Bu enfeksiyonlar çok görülür ve genellikle bunlara stafilokok veya mantar cinsi organizmalar yol açar. Bunlar cildin herhangi bir yerinde elbise sürtünmesi, kıl kesesi tıkanması veya yaralanma nedeniyle oluşabilir. Örneğin cinsel organ bölgesi veya koltuk altlarınızı traş etme sonucu bir döküntü haline gelebilir ve tedavi edilmezse, kronik bir durum alır.</p>
<p>Tedavisi ise;<br />
Hafif foliküt sadece lokal antibiyotikle tedavi edilebilir. Daha yaygın folikülit sıcak su kompresleri ve ağızdan alınan antibiyotiği gerektirir. Eğer cinsel bölge foliküliti varsa, tüy temizliği için her defasında yeni bir bıçak kullanınız veya başka bir yöntem ile genital bölge temizliği yapınız. Kirlenmiş giyim eşyası veya aynı jileti tekrar kullanmak gibi enfeksiyonu tekrarlatacak davranışlardan kaçınınız.<br />
Fronkül, Karbenkül (Çıban), Belirtileri Nasıl Olmaktadır Ve Tedavisi Nasıldır?</p>
<p>Ciltte, genellikle pembe veya kırmızı hassas şişkinlik, Şişkinliğin ve kızartının giderek yayılması, deride acı, ağrı, Ateş veya bitkinlik. Çıban bir veya daha fazla kıl kesesinin lokal enfeksiyonudur ve genellikle stafilokoklar neden olur. Vücudun herhangi bir yerinde birden fazla çıban varsa bu duruma fronküloz denir. Bu enfeksiyonlar temasla kolayca yayılır (vücudun diğer taraflarıyla ve diğer insanlarla teması). Karbonkül ise enfeksiyonun cilt altına yayılmasıyla olur. Bazen başlangıç safhasındaki kaşıntı ve hafif ağrıdan sonra çıban kaybolur. Fakat daha sıklıkla, biriki gün için hızla büyür, lezyonda cerahat toplandıkça basınç ve ağrı artar. Nodülde beyaz veya sarı bir baş verir ve patlar, boşalır iyileşir. Daha sonra aynı yerde tekrar olabilir ve aynı olaylar tekrar yaşanır. Çıbanlar çok sık görülür ve çoğu kimse hayatı boyunca bir çıban çıkarır. Çıban cildin herhangi bir yerinde olabilir, fakat en büyük ihtimalle yüzde, boyunda, koltuk altı, kaba etler ve uyluk bölgesinde görülür. Karbonküllere erkekler kadınlardan daha yatkındır. Karbonküller yavaş gelişir ve kendi kendine boşalmak için cildin yüzeyine erişmeyebilir. Bu rahatsızlıklar, sağlık şartlarının kötü olması, Fıziksel yıpranma, giyim eşyası tahrişleri ve akne, dermatit, şeker hastalığı ve pernisyöz anemi dahil birçok durumda meydana gelir.</p>
<p>Tedavisi İse;<br />
Çıbana birkaç saatte bir 30 dakika süreyle sıcak su kompresi yapmak ya küçülüp kaybolmasını veya daha büyük ihtimalle patlayıp daha kısa sürede boşalmasını sağlar. Çıbanmızı asla sıkmayın ve yarmayın, çünkü enfeksiyonu yayabilirsiniz. Enfekte bölgeyi sık sık antibakteriyel sabunla yıkayın ve akan cerahatin başka yerdeki cilde değmesini önleyiniz. Israrla devam eden ve ağrısı artan çıbanlar için doktorunuz ağızdan antibiyotik tedavisi verebilir. Bazı çıbanlar ameliyatla boşaltılır ve hasta hızla rahatlar.</p>
<p>Kıl kökü iltihabı kıl köklerinin iltihaplandığı bir grup hastalığa verilen addır. Bu hastalıkta deride kırmızı üzeri iltihaplı noktacıklar görülür.</p>
<p>Kıl kökü iltihabı neden görülür?</p>
<p>Kıl kökü iltihabı folikülit infeksiyonlar, derinin uzun süre hava almayacak şekilde kaolaı kalması nedeniyle veya bazı hastalıklarda karşılaştığımız bir durumdur.</p>
<p>İnfeksiyonlar:</p>
<p>Eğer infeksiyon düşünüğlüyorsa mikrobu saptamak için kültür alınmalıdır.</p>
<p>Bakteri<br />
Bakeriler bağlı kıl kökü iltihabı genellikle stafilokokus aureus denen bakteri iel oluşur. Bu enfeksiyon derindir ve deride çıbanlar oluşturur. Hijyene dikkat edilmeli, antiseptik temizleyiciler, antibiotikli kremler ve ağızdan antibiotik kullanılmalıdır.</p>
<p>Havuz foliküliti Pseudomonas aeruginosa denen bakterinin iyi klorlanmamış havuzlarda yaptığı bir enfeksiyondur. Gram negatif folikülitPseudomonas aeruginosa veya benzeri organizmaları yüzde yaptığı bir enfeksiyondur. Sivilce tedavisinde terasiklin denen antibiotik kullanılırken nadiren gelişir.</p>
<p>Maya mantarları<br />
Folikülite neden olan en yaygın maya mantarı Pityrosporum ovaledir malassezia olarak da bilinir. Malassezia foliküliti (Pityrosporum foliküliti)genellikle gençlerde sırtın üst kısmını etkileyen sivilce benzeri kaşıntılı bir durumdur. Nemlendiricile ve kullanılan antibiotikler kesilir. Haftalarda lokal ve ağızdan mantar ilaçları kullanılır.</p>
<p>Mantarlar<br />
Saçlı derideki mantarlar ( tinea capitis) genellikle pullanma ve saç kaybı ile seyrederken nadiren folikülitte görülebilir. Tedavide mantar ilaçları kullanılır.</p>
<p>Kıl dönmesine bağlı tahriş (Yalancı folikülit)</p>
<p>Kıl dönmesi tıraş, ağda sonrasında görülebilen bir durumdur. Kültür yapıldığında herhangi bir mikrop üremez.</p>
<p>Sakal bölesinde görülürse bu duruma pseudofolikülit barbe denir.</p>
<p>Yalancı folikülite kadınların bacaklarında sık rasrlanır. Genellikle de kaşıntılıdır. Kılların alınması bir süre durudurulmalıdır. En az 3 ay kıllar çekme yöntemlerinden biri ile alınmamlıdır. Bayanlar için en nazik yöntem elektrikli traş aletleridir. Ayrıca lazer ile yapılan epilasyon da oldukça faydalıdır.</p>
<p>Temas reaksiyonları</p>
<p>Uzun süre havasız kalma<br />
Vazelin bazlı merhemler, nemlendiriciler, yapışkan bamtlar bazen herhanbi bir mikrobun bulunmadığı kıl kökü iltihabına neden olabilirler. Bu durumda yağsız nemlendiriciler kullanılmalıdır.</p>
<p>Kimyasalar<br />
Katran ve benzeri yağlar folikülite neden olabilir. Bu ajanlardan uzak durulmalıdır.</p>
<p>Lokal kortizon kullanımı<br />
Lokal kortizonun uzun süreli kullanımı folikülit yapabilir. Perioral dermatit yüzde nemlendiricilerin ve kortizonlu kremlerin uyardığı bir folikülit türüdür. tedavisinde tetrasiklinli antibiotikler kullanılır.</p>
<p>Bazı inflamatuar hastalıklar</p>
<p>Bazı hastalıklarda kıl kökünün derin kısmındaki inflamasyon harabiyet oluşturduğu için kıl kaybı ve skar gelişir. Bu hastalıklar liken planus, diskoid lupus eritematozus and foiküulitis dekalvansdır. Tedavi altta yatan hastalığa göre yapılır. Tanı koymak için deri biyopsisi gerekir.</p>
<p>Bağışıklık sisteminin baskılanması</p>
<p>Eozinofilik folikülit AİDS hastalarında görülen bir durumdur. Nedeni halen anlaşılamamaıştır. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/kil-koku-iltihabi-%e2%80%93-kil-koku-iltihabi-tedavisi-%e2%80%93-kil-koku-enfeksiyonu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bacaklarda kaşıntı – bacaklarda kaşıtı nedenleri – bacak kaşıntı tedavisi</title>
		<link>http://www.everscared.com/bacaklarda-kasinti-%e2%80%93-bacaklarda-kasiti-nedenleri-%e2%80%93-bacak-kasinti-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/bacaklarda-kasinti-%e2%80%93-bacaklarda-kasiti-nedenleri-%e2%80%93-bacak-kasinti-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 22:24:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bacaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıntı – bacaklarda]]></category>
		<category><![CDATA[kaşıtı]]></category>
		<category><![CDATA[nedenleri – bacak]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76431</guid>
		<description><![CDATA[Bacaklarda kaşıntı – bacaklarda kaşıtı nedenleri – bacak kaşıntı tedavisi
Kış ayları ile birlikte ısının düşmesi ve ısıtma sistemlerinin ortam nemini azaltması fizyolojik kabul edilebilecek bazı deri problemlerine yol açarken, soğuk hava ve nemin sebep olduğu daha ciddi deri hastalıkları da mevcuttur.
Kış koşullarından öncelikli olarak çocuklar, yaşlılar, atopikler ve kuru derili erişkinler etkilenirler.
Yaşlanma ile birlikte deriden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bacaklarda kaşıntı – bacaklarda kaşıtı nedenleri – bacak kaşıntı tedavisi</p>
<p>Kış ayları ile birlikte ısının düşmesi ve ısıtma sistemlerinin ortam nemini azaltması fizyolojik kabul edilebilecek bazı deri problemlerine yol açarken, soğuk hava ve nemin sebep olduğu daha ciddi deri hastalıkları da mevcuttur.</p>
<p>Kış koşullarından öncelikli olarak çocuklar, yaşlılar, atopikler ve kuru derili erişkinler etkilenirler.<br />
Yaşlanma ile birlikte deriden su kaybının arttığı gösterilemese bile deri su muhtevasında azalma görülür. Bu kuruma kış aylarında artar (kış ekzeması). Kuruluk ağırlıklı olarak bacaklarda ortaya çıkarken buna şiddetli kaşıntı da eşlik eder.<br />
Sık ve sıcak su ile banyo, merkezi ısıtma sistemleri tablonun ağırlaşmasına yol açarken, banyo suyunun sıcaklığının biraz düşürülmesi bebek sabunları shoveroil denilen banyo yağlarının veya nemlendiricili sabunların kullanılması, banyo sonrası yağlı bazlı emülsyonların kullanımı rahatlamayı sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/bacaklarda-kasinti-%e2%80%93-bacaklarda-kasiti-nedenleri-%e2%80%93-bacak-kasinti-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öksürük sebepleri – öksürük çeşitleri – kuru öksürük – öksürüğün tedavisi</title>
		<link>http://www.everscared.com/oksuruk-sebepleri-%e2%80%93-oksuruk-cesitleri-%e2%80%93-kuru-oksuruk-%e2%80%93-oksurugun-tedavisi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/oksuruk-sebepleri-%e2%80%93-oksuruk-cesitleri-%e2%80%93-kuru-oksuruk-%e2%80%93-oksurugun-tedavisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 21:29:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitleri – kuru]]></category>
		<category><![CDATA[Öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[öksürük – öksürüğün]]></category>
		<category><![CDATA[sebepleri – öksürük]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76436</guid>
		<description><![CDATA[Öksürük sebepleri – öksürük çeşitleri – kuru öksürük – öksürüğün tedavisi
Öksürük;Genellikle burun, yutak,gırtlak ve ağız gibi üst solunum yollarında meydana gelen tahriş veya iltihaplanma sonucu meydana gelebileceği gibi,alt solunum yollarındaki rahatsızlıklardan da kaynaklanır.
Öksürüğün tedavisi hastalığa yönelik olmalıdır.
Kuru öksürük ,hava kirliliği veya sigara gibi tahriş nedenleri ortadan kalktığı zaman kesilebilir.
Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesi sonucu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öksürük sebepleri – öksürük çeşitleri – kuru öksürük – öksürüğün tedavisi</p>
<p>Öksürük;Genellikle burun, yutak,gırtlak ve ağız gibi üst solunum yollarında meydana gelen tahriş veya iltihaplanma sonucu meydana gelebileceği gibi,alt solunum yollarındaki rahatsızlıklardan da kaynaklanır.</p>
<p>Öksürüğün tedavisi hastalığa yönelik olmalıdır.</p>
<p>Kuru öksürük ,hava kirliliği veya sigara gibi tahriş nedenleri ortadan kalktığı zaman kesilebilir.</p>
<p>Güzel bir havalandırma ve havanın nemlendirilmesi sonucu kuru öksürük ortadan kalkar.</p>
<p>Kuru öksürük sebepleri</p>
<p>Nezle,<br />
boğaz ve bademcik iltihabı,</p>
<p>çok sigara içmek,</p>
<p>sindirim bozuklukları,</p>
<p>gastrit,</p>
<p>ishal,</p>
<p>kabızlık ,</p>
<p>bağırsak solucanları</p>
<p>kalp hastalıkları,</p>
<p>ses tellerindeki hastalıklardan kaynaklanan balgamsız yani kuru öksürüklerdir.</p>
<p>Nöbet şeklinde olan öksürük</p>
<p>Bu tip öksürükler;boğmaca veya ciğer şişmesi gırtlak veya hava borusunun tahrişi ,ve astımdan kaynaklanabilir.</p>
<p>Balgamlı öksürük</p>
<p>Bu tip öksürükler sık sık tekrarlar.Hastada hırıltı olur.Balgam çıkarır, nefesi dışarı vermekte zorlanır.</p>
<p>Bronşit,astım,sinüslerde iltihap,müzmin sinüzit,kalp hastalıkları ve tüberkiloz işareti olabilir.</p>
<p>Öksürük ne çeşit olursa olsun ihmal edilmemeli, mutlaka tedavi edilmelidir.</p>
<p>alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/oksuruk-sebepleri-%e2%80%93-oksuruk-cesitleri-%e2%80%93-kuru-oksuruk-%e2%80%93-oksurugun-tedavisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yanıklara müdahale – yanık tedavisi – yanık tedavisi nasıl yapılır</title>
		<link>http://www.everscared.com/yaniklara-mudahale-%e2%80%93-yanik-tedavisi-%e2%80%93-yanik-tedavisi-nasil-yapilir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/yaniklara-mudahale-%e2%80%93-yanik-tedavisi-%e2%80%93-yanik-tedavisi-nasil-yapilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Aug 2010 08:02:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[müdahale – yanık]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[tedavisi – yanık]]></category>
		<category><![CDATA[Yanıklara]]></category>
		<category><![CDATA[Yapılır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76429</guid>
		<description><![CDATA[Yanıklara müdahale – yanık tedavisi – yanık tedavisi nasıl yapılır
Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Acil Servis Bölüm Şefi Prof. Dr. Rıfat Tokyay, yanıklarda, yanan bölgenin soğuk su ya da buz ile soğutulmaması gerektiğini belirterek, soğutmanın ılık su ile yanmayı takiben 15-20 dakika süreyle yapılması gerektiğini bildirdi.
Tokyay, haşlanmanın en sık karşılaşılan yanıklar olduğunu, 44 derece gibi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yanıklara müdahale – yanık tedavisi – yanık tedavisi nasıl yapılır</p>
<p>Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Acil Servis Bölüm Şefi Prof. Dr. Rıfat Tokyay, yanıklarda, yanan bölgenin soğuk su ya da buz ile soğutulmaması gerektiğini belirterek, soğutmanın ılık su ile yanmayı takiben 15-20 dakika süreyle yapılması gerektiğini bildirdi.<br />
Tokyay, haşlanmanın en sık karşılaşılan yanıklar olduğunu, 44 derece gibi düşük bir ısının bile temas süresinin uzun olması halinde doku ölümüne yol açabileceğini, 60 derecede ise suyun üç saniyede derin yanığa yol açtığını dile getirerek, 69 derecedeki ısıdaki suda ise aynı derecede yanığı bir saniye içinde, 70 derece ve üzerindeki ısılarda da doku hasarının çok hızlı oluştuğunu kaydetti.<br />
Çocuk ve yaşlılarda derinin daha ince olması nedeniyle yanık derinliğinin fazla olduğuna dikkati çeken Tokyay, birinci derecede yanıkların sadece derinin yüzeysel tabakasını hasarlandığını, yanık alanının başlangıçta kırmızı göründüğünü, 7 gün içinde iz bırakmadan tam iyileştiğini, yüzeysel ikinci derece yanıkların derideki canlı sinir uçlarının açığa çıkmasına bağlı olarak çok ağrılı olduğunu söyledi. Tokyay, derin ikinci derece yanıkların renginin kirli beyaz olduğu ve sinir uçlarının yanması nedeniyle ağrının olmadığını, üçüncü derece yanıkların ise kahverengi, beyaz ve siyah görünümlü olduğunu, sinir uçları da yandığından ağrının bulunmadığını dile getirdi.<br />
Yanık tedavisinin yanığın genişliği, derinliği, yanan vücut bölümünün özelliği ile yanan kişinin yaşı ve genel beden sağlığına göre, olay yerinde, acil serviste, polikliniklerde ya da hastanede yatarak yapıldığını ifade eden Tokyay, şu bilgileri verdi:<br />
“Yanan kişi koşuyorsa hemen durdurulmalı, yere yatırılmalı, üstü örtülerek hava ile teması kesilmeli, eğer su varsa üzerine dökülmelidir. Üzerinde yanan elbiseleri varsa bunlar çıkarılmalıdır. Sonra, hemen yanık yarası soğutulmalıdır. Erken soğutma ile o bölgedeki sıcaklık düşürülerek yanık derinliği ve ağrı azaltılır, ödem oluşumu en aza indirilir. Yanan bölge soğuk su ya da buz ile soğutulmamalıdır. Soğuk travması, ödemin artmasına, yara iyileşmesinin gecikmesine ve yanığın daha derinleşmesine neden olur. Bundan dolayı soğutma, ılık su ile ve yanmayı takiben 15-20 dakika süreyle yapılmalıdır. Ilık su ile ıslatılmış bezlerin yara üzerine konulmasıyla yapılan soğutma şekli, etkili bir yöntemdir. Sonra yanan bölge üzerine temiz bir bez ya da havlu sarılır ve hava ile teması kesilerek ağrısı azaltılır. Hastanın üzerinde bulunan yüzük, saat, bilezik çıkarılmalıdır. Bunlar parmaklarda ve bilekte hem kan akımını azaltır, hem de ısınmış metal olarak yanığın derinleşmesine neden olur.”<br />
Prof. Dr. Rıfat Tokyay, elektrik yanıklarında da hastanın ilk önce elektrik akımından kurtarılması, kimyasal yanıklarda ise hastanın kimyasal madde bulaşan elbiselerini hemen çıkarması ve bol su ile yıkanması gerektiğini bildirdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/yaniklara-mudahale-%e2%80%93-yanik-tedavisi-%e2%80%93-yanik-tedavisi-nasil-yapilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sıcak çayın ve kahvenin zararları nelerdir</title>
		<link>http://www.everscared.com/sicak-cayin-ve-kahvenin-zararlari-nelerdir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/sicak-cayin-ve-kahvenin-zararlari-nelerdir.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2010 17:07:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[çayın]]></category>
		<category><![CDATA[kahvenin]]></category>
		<category><![CDATA[nelerdir]]></category>
		<category><![CDATA[Sıcak]]></category>
		<category><![CDATA[ve]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=76433</guid>
		<description><![CDATA[Sıcak çayın ve kahvenin zararları nelerdir

Çay İçmenin Zararı Varmıdır?
Çayda ve kahvede bulunan biyokimyasal açıdan etkin maddelerden biri de kafeindir. Bir fincan demli çayda 50 mgr. bir fincan kahvede ise 100 mgr kadar kafein vardır. Kafeinin etkileri 50 mgr’ın üstündeki dozlardan itibaren başlar, 250 mgr’ın üstündeki dozlar ise belirgin tesirer oluşturabilir.
Ruhi belirtiler:
Endişe hali ve sinirlilik-uykusuzluk ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sıcak çayın ve kahvenin zararları nelerdir</p>
<p><img src="http://www.everscared.com/wp-content/uploads/2010/08/Sıcak-çayın-ve-kahvenin-zararları-nelerdir-vert.jpg" alt="" title="Sıcak çayın ve kahvenin zararları nelerdir-vert" width="425" height="557" class="alignnone size-full wp-image-76434" /></p>
<p>Çay İçmenin Zararı Varmıdır?</p>
<p>Çayda ve kahvede bulunan biyokimyasal açıdan etkin maddelerden biri de kafeindir. Bir fincan demli çayda 50 mgr. bir fincan kahvede ise 100 mgr kadar kafein vardır. Kafeinin etkileri 50 mgr’ın üstündeki dozlardan itibaren başlar, 250 mgr’ın üstündeki dozlar ise belirgin tesirer oluşturabilir.</p>
<p>Ruhi belirtiler:</p>
<p>Endişe hali ve sinirlilik-uykusuzluk ve var olan psikiyatrik bozukluklarda kötüleşme.</p>
<p>Fiziki belirtiler:</p>
<p>Çok miktarda işeme, ishal, karında ve gaz ve gürültü, sindirim bozukluğu, sarsaklık ve titreme, migren ve başağrısı, kalp ritminde anormallik, hızlı kalp atışı, yüksek tansiyon.</p>
<p>Saydıklarımız fazla miktarda içildiğindendir. Yoksa astımda faydalı oldukları gibi, ağrı geçirici tesirleri vardır.</p>
<p>Çayın ayrı özellikleri vardır:</p>
<p>Çok sıcak çay, kahve içince yemek borusu zedelenebilir mi?</p>
<p>Tabi, şüphesiz. Besinleri ağızdan mideye indiren yemek borusunun içini döşeyen incecik zar bu durumda şiddetle yanabilir. Çok sıcak olan çoğu besin, yutulmadan önce, ağızda uygun, elverişli bir duruma getirilir.</p>
<p>Çok sıcak olan içeceklerin de elverişli duruma getirilmelerini ağızdaki koruyucu mekanizmadan beklemek, çok şey istemek olur. Çok sıcak bir sıvı almakla ağız mukozasında da şiddetli yanıklar olabilir.</p>
<p>alıntı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/sicak-cayin-ve-kahvenin-zararlari-nelerdir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda orta yaş bunalımı nasıl atlatılabilir</title>
		<link>http://www.everscared.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi-nasil-atlatilabilir.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi-nasil-atlatilabilir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Aug 2010 00:43:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[atlatılabilir]]></category>
		<category><![CDATA[bunalımı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadınlarda]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl]]></category>
		<category><![CDATA[Orta]]></category>
		<category><![CDATA[Yaş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=75888</guid>
		<description><![CDATA[Kadınlarda orta yaş bunalımı nasıl atlatılabilir

Kadınların çoğu 35 yaş ve üstünde zorlu bir dönem yaşıyor. Yaşanılan sorunlar orta yaş seviyesindeki kadınları hem mutsuz hem de sağlık açısından huzursuz edebiliyor. Çoğu kadının kabul etmek istemediği bu orta yaş sendromu aslında geçici bir kriz olabilir mi ya da bu dönem nasıl kolay atlatılabilir? Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlarda orta yaş bunalımı nasıl atlatılabilir</p>
<p><img src="http://www.everscared.com/wp-content/uploads/2010/08/Kadınlarda-orta-yaş-bunalımı-nasıl-atlatılabilir-vert.jpg" alt="" title="Kadınlarda orta yaş bunalımı nasıl atlatılabilir-vert" width="430" height="384" class="alignnone size-full wp-image-75889" /></p>
<p>Kadınların çoğu 35 yaş ve üstünde zorlu bir dönem yaşıyor. Yaşanılan sorunlar orta yaş seviyesindeki kadınları hem mutsuz hem de sağlık açısından huzursuz edebiliyor. Çoğu kadının kabul etmek istemediği bu orta yaş sendromu aslında geçici bir kriz olabilir mi ya da bu dönem nasıl kolay atlatılabilir? Nöroloji uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, kadınlarda sık rastlanan orta yaş sendromunu anlatıyor.</p>
<p>Orta Yaş Bunalımı nedir?</p>
<p>�Orta yaş dediğimiz 40�lı yaşlar genel olarak kişinin hayatının durgunlaştığı, çalışma ve sosyal hayatının yavaşladığı bir dönemdir. Bu dönem oldukça çatışmalı duygular içerir. Geçici bir dönem olduğu için de orta yaş krizi olarak adlandırılır. Kadınlar, erkeklere göre daha duygusal yapıda oldukları için bu dönemde daha hassas olabilirler ve bu dönemde zorlanabilirler. Yapılan araştırmaların birçoğunda bu duruma hormonların etkisi olduğu sıkça söylense de bu konuda kesin bir teşhis koymak doğru değildir.�</p>
<p>Herkes Orta Yaş Krizi Yaşar mı?</p>
<p>�Geçmişte ergenlik, orta yaş gibi gelişim dönemlerinin krizle eş anlamlı oldu düşünülürdü; ancak günümüzde bu bakış açısı terk edilmeye başlandı. Artık uzmanlar ergenlik gibi, orta yaşın da mutlaka şiddetli bir krizle geçmeyebileceğini, bazı kadınların bu dönemi daha mutlu ve huzurlu geçirdiğini belirtmektedir. Yani orta yaş krizi kaçınılmaz değil! Özellikle huzurlu ailelerde yetişmiş, mutlu bir çocukluğu olmuş kadınların bu dönemi krizsiz atlatmaları daha kolay olmaktadır.�</p>
<p>Orta Yaş Sendromunun belirtileri nelerdir?</p>
<p>�Orta yaş döneminde her kadın aynı belirtileri göstermeyebilir. Öncelikli ortak durum yaşanılan duygu karmaşası ve çelişkilerdir.</p>
<p>Kişi yaşamını sorgulamaya, yaptıklarını ve yapamadıklarını gözden geçirip pişmanlık duymaya başlayabilir. Yapmak istediği şeyler için çok geç kaldığını, yeterince genç olmadığını düşünüp vazgeçebilir.</p>
<p>Bazı kadınlarda yaşanılan kriz etkisi ile birlikte cinsel hayata ilgisizlik görülebilir.</p>
<p>Vücudunda oluşan bazı değişimler onu mutsuz ettiği için kendisinin beğenilmeyeceğini düşünebilir. Bazı kadınlar ise tam tersi �ben hala güzelim� mesajı vermek için kendisinden yaşça küçük erkelerle birlikte olmak isteyebilir ya da olur. Bu dönmede kadınlarda yaşlanmaya bağlı olarak kilo alma, saç dökülmesi, beyazlaması, sarkmalar ve çatlaklar görülebilir. Bu duruma bağlı olarak da kadın kendi dış görünüşünden rahatsız olacak ve beğenilmeme korkusunu daha yoğun yaşayacaktır. Çoğu kadın bu dönemde daha sık güzelleşmek için yaşlanmayı geciktirici tedavilere (estetik ameliyatlar) başvurabilir. Daha önceden dikkat etmediği birçok konuda daha titiz davranabilir. Giydiği kıyafetler daha frapan ya da yaş ortalamalarının dışında olabilir. Bu dönemde en çok yaşanan sorunlardan biri de boşanmalardır. Duygu karmaşası çiftlerin aile düzenini de bozabilir. Kadınlar çocuklarını ve eşlerini bir yana bırakarak hayatı daha yoğun ve yüksek tempoda yaşamak isteyebilirler. Orta yaş sendromu, dış görünüşüne fazlaca önem veren kadınlarda daha yoğun ve sancılı geçebilir.�</p>
<p>Hangi durumlar etken rol oynar?</p>
<p>�Birey eğer orta yaşa kadar, hayatında koyduğu hedeflere ulaşamadıysa, tatmin olduğu, mutlu bir yaşam sürmüyorsa 35 � 45 yaşları arasında böyle bir krize yakalanma ihtimali yüksektir. Hedefler, beklentiler işle, eşle, çocukla ilgili olabilir.</p>
<p>Bu durumu en çok eşi ya da erkek arkadaşı tarafından beğenilmediği hissi tetikler. Aynı zamanda iş yerinde kariyer olarak istediği konumda olamaması,40 yaşına kadar evlenmemiş olması ya da evli olup çocuğunun olmaması, bu dönemde kadının aldatılması, orta yaş bunalımını ortaya çıkaran nedenler olarak sıralanabilir.�</p>
<p>Kadınlar bu dönemi daha kolay nasıl atlatabilir?</p>
<p>�Birey yaşadığı durumu mutlaka tanımlamalıdır ve paylaşmalıdır.</p>
<p>Bu dönemde evli olan çiftler daha çok sohbet etmelidirler. Uzun süreli ilişkili olanlar ilişkilerini hemen bitirmemelidirler. Yeni biri belki bir heyecan verebilir fakat bu dönem geçtikten sonra daha zorlu bir dönemin başlamasına sebep olabilir.</p>
<p>Kişi yaşadığı fiziksel değişimleri olağan kabul etmelidir. Her yaşın ayrı bir güzelliği olduğunu düşünmeli, fiziksel değişimleri, yaşamın getirisi olarak görmelidir.</p>
<p>Yeni hobiler edinilebilir (takı kursları, seyahat).</p>
<p>Kişi sağlık durumuna göre spor dalları tercih edilebilir.</p>
<p>Daha güzel görünmek adına bir şeyler yapılabilir fakat bu �yaşlanmıyorum� mesajını başkalarına vermek için olmamalıdır.</p>
<p>Birey kendiyle barışık yaşamayı ve kendini sevmeyi yaşam tarzı olarak belirlemelidir.</p>
<p>Eğer yaşadığı sorunların üstesinden gelemiyor ve yoğun duygular içine giriyorsa mutlaka psikolojik yardım almalıdır.�</p>
<p>Dr. Mehmet Yavuz</p>
<p>Nöroloji Uzmanı </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/kadinlarda-orta-yas-bunalimi-nasil-atlatilabilir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Angelina Jolie’nin zayıflama sırrı</title>
		<link>http://www.everscared.com/angelina-jolie%e2%80%99nin-zayiflama-sirri.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/angelina-jolie%e2%80%99nin-zayiflama-sirri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 05:02:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Angelina]]></category>
		<category><![CDATA[Jolie’nin]]></category>
		<category><![CDATA[sırrı]]></category>
		<category><![CDATA[Zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=75015</guid>
		<description><![CDATA[Angelina Jolie’nin zayıflama sırrı 
Hollywood’un en popüler çifti Angelina Jolie-Brad Pitt… Dünya basınının adım adım takip ettiği çift, geçtiğimiz günlerde ilk bebeklerinin doğumunun ardından basın önüne çıkınca herkes çok şaşırdı! Çünkü hamileliği sırasında bir hayli kilo alan Angelina Jolie’nin üç hafta içinde eski formuna geri dönmesi ilginçti. Bebeğini emzirdiğini söyleyen Jolie, basına küçük sırrını da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Angelina Jolie’nin zayıflama sırrı </p>
<p>Hollywood’un en popüler çifti Angelina Jolie-Brad Pitt… Dünya basınının adım adım takip ettiği çift, geçtiğimiz günlerde ilk bebeklerinin doğumunun ardından basın önüne çıkınca herkes çok şaşırdı! Çünkü hamileliği sırasında bir hayli kilo alan Angelina Jolie’nin üç hafta içinde eski formuna geri dönmesi ilginçti. Bebeğini emzirdiğini söyleyen Jolie, basına küçük sırrını da açıkladı: Sarımsak çayı! Bebeğini en iyi şekilde besleyebilmek için yemekten kısmadığını söyleyen güzel yıldız, zayıflamak için Afrika gezisi sırasında yerlilerden öğrendiği bir yöntemi uyguluyor. Bağırsakları çalıştırma özelliği olan çay, yağları yakmada da etkili. Sadece bu çayı içerek, emzirerek ve yoga yaparak üç hafta içinde 11 kilo verdiğini söyleyen güzel yıldız, çayın nasıl hazırlandığını da anlattı.<br />
İşte sarmısaklı çayın tarifi</p>
<p>Küçük bir taze zencefili soyun ve 2 fincan suyla kaynatın. 6 dakika kaynadıktan sonra içine 2 diş ezilmiş sarmısak, 2 çay kaşığı bal ve 2 çay kaşığı limon suyu ekleyin ve iyice karıştırın. Çayın soğumasını bekledikten sonra süzün ve soğuk için.<br />
Doğum sonrası kilo verme rehberi</p>
<p>Uzmanların ilk önerisi ‘etkin emzirmek’. Etkin emzirme bebeğin en az 6 ay süreyle anne sütüyle ‘su’ bile verilmeden beslenmesinden ileri geliyor. Emzirme sırasında bir anne yaklaşık 500 kalori harcıyor, bu da yaklaşık bir saat aralıksız yüzmeyle harcanabilecek bir kalori.<br />
Uzmanlar emziren annelerin sıkı diyet yapmamalarını öneriyor. Bu nedenle günde en az 5-6 öğün yeyip 2200 kalori almaları gerekiyor.<br />
Gebelik sırasında dengesiz, düzensiz ve yüksek kalorili beslenen anneler doğum sonrası kilo verirken sorunlar yaşıyor. Anne hamilelik döneminde 8-10 kilo alırsa doğum sonrasında daha kolay forma giriyor, ancak hamilelik döneminde 15-20 kilo alınırsa bu kilolar daha zor veriliyor.<br />
Doğumdan sonra annelerin 1 yıl içinde ideal kilolarına dönmeyi hedef olarak belirlemeleri ve 6 ay içinde harekete geçmeleri öneriliyor.<br />
Karnın büyüyüp vücudun öne doğru eğilmesiyle annenin sırtı buna uyum sağlayamaz ve ‘kamburluk’ artar. Göğüsler büyüdüğü için, annenin duruşunu destekleyecek kalın askılı sutyen öneriliyor. Gerekirse korse de verilebiliyor.<br />
İştahınızı nasıl kapatırsınız</p>
<p>Her pazartesi yeni bir diyete başlıyorsunuz ama iştahınızın önüne geçemediğiniz için sonunu getiremiyorsunuz.</p>
<p>İşte işinizi kolaylaştıracak iştah kapatan öneriler:</p>
<p>• Karnıbaharı ve brokoliyi hafifçe haşlayıp yoğurtla tatlandırın. Bu karışım lif açısından zengin olduğundan sizi uzun süre tok tutar.</p>
<p>• Salatalığı iyice yıkayın ve kabuklarıyla birlikte ince dilimler halinde kesip üzerine bol bol dereotu serpin. Bu sebzenin kalorisi yok denilecek kadar az ve oldukça tok tutucudur.</p>
<p>• Tatlı olarak 250 gr. mor eriği biraz tarçınla haşlayın. Bu meyve früktoz açısından oldukça zengin olmakla birlikte tatlı ihtiyacınızı da karşılayacaktır.</p>
<p>• Albümin iştahı kapatır. Bir porsiyon yeşil fasulyeyi 20 dakika suda haşlayıp sirke, karabiber ve biraz da tuzla tatlandırın.</p>
<p>• Kendinize yeşil salata, uskumru balığı, kivi ve portakaldan oluşan bir ziyafet hazırlayın. Balığın içeriğindeki iyot, tiroit bezinin işlevlerini hızlandırdığından açlık hissi giderilir.</p>
<p>• Öğünler arası acıktığınızda kuru erik yiyin. Kuru erik kan şekerinin düşmesini engeller. Ancak fazla abartmayın. Çünkü bir kuru erikte 8 kalori var.</p>
<p>• Hafta da iki gün yumurta yiyin. Çünkü yumurta da bol miktarda triptofan var. Bu da neşenizin yerine gelmesini sağlar.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/angelina-jolie%e2%80%99nin-zayiflama-sirri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğum sonrası kilo vermenin yolları</title>
		<link>http://www.everscared.com/dogum-sonrasi-kilo-vermenin-yollari.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/dogum-sonrasi-kilo-vermenin-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Aug 2010 03:54:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Doğum]]></category>
		<category><![CDATA[Kilo]]></category>
		<category><![CDATA[Sonrası]]></category>
		<category><![CDATA[vermenin]]></category>
		<category><![CDATA[Yolları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=75017</guid>
		<description><![CDATA[Doğum sonrası kilo vermenin yolları
Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, manken Demet Kutluay’ın fonksiyonel diyetle doğum sonrası rahatça kilo verdiğini, üstelik bunu kurabiye, kek ve makarna gibi besinleri bolca yiyerek başardığını söylüyor. İşte bu işin püf noktaları…
“Mart 2009′da ikinci kez anne olan ünlü model Demet Kutluay, lohusalık ve emzirme dönemini ideal şekilde atlattıktan sonra, yaşam tarzına uygun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Doğum sonrası kilo vermenin yolları</p>
<p>Uzman Diyetisyen Selahattin Dönmez, manken Demet Kutluay’ın fonksiyonel diyetle doğum sonrası rahatça kilo verdiğini, üstelik bunu kurabiye, kek ve makarna gibi besinleri bolca yiyerek başardığını söylüyor. İşte bu işin püf noktaları…</p>
<p>“Mart 2009′da ikinci kez anne olan ünlü model Demet Kutluay, lohusalık ve emzirme dönemini ideal şekilde atlattıktan sonra, yaşam tarzına uygun ve kişiye özgü olan ‘Fark Etmeden Diyet Doğum Sonrası Beslenme Programı’ ile hamilelik döneminde aldığı 20 kiloyu verme ve koruma kararı aldı. İşin püf noktası, Demet Hanım’ın metabolizma, vücut yapısı, kan bulguları ve sosyal hayatı temel alınarak, sevdiği besinlerle ve kendisi için hazırlanan fonksiyonel diyet programına uyması ve yüzde 100 etkinlik sağlamasıdır.</p>
<p>Demet Kutluay, bu diyet programı ve düzenli fiziksel aktivite ile hem de istediği yemekleri yiyerek kolayca kilo verdi ve bunu korumaya devam ediyor. Kutluay, kızı ve oğlu için hazırladığı ev yapımı kurabiyelerden böreklere, peynirli tostlardan, pilav ve makarnalara kadar birçok besini bolca yiyerek formunu koruyor.”</p>
<p>Demet Kutluay’ın zencefilli zayıflama çayı</p>
<p>Selahattin Dönmez, son olarak Demet Kutluay’ın kilo vermesine yardımcı olan Fark Etmeden Diyet’in Zencefilli İçeceği tarifini de paylaştı.</p>
<p>Demet Kutluay’ın zayıflama çayı</p>
<p>Malzemeler:</p>
<p>3 parça taze veya kuru zencefil, 1 yemek kaşığı bal, 1 dal veya rulo tarçın, 2 litre su, iri doğranmış 1 adet limonun kabuğu</p>
<p>Yapılışı:</p>
<p>Taze veya kuru zencefil parçaları ve limon kabuğu 2 litre suda kaynatılır. İçerisine rulo tarçın atılarak yaklaşık 10 dakika demlenmeye bırakılır. Su ılımaya yakın 1 yemek kaşığı bal ilave edilir ve karıştırılır. Süzüldükten sonra içime hazırdır. Ara öğünlerin ardından 1’er su bardağı tüketilmesi önerilir.</p>
<p>Etki Mekanizması:</p>
<p>Artirit ağrıları. Menstural kramplar, soğuk algınlığı, grip, boğaz ve baş ağrısında etkilidir. Yağ yakımını hızlandırır, sindirimi kolaylaştırır, mide bulantısı, gaz ve hazımsızlık şikâyetlerini azaltır.</p>
<p>Uyarı: Kan sulandırıcı ilaç kullananların zencefil tüketmemesi önerilir. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/dogum-sonrasi-kilo-vermenin-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hülya avşarın diyet listesi</title>
		<link>http://www.everscared.com/hulya-avsarin-diyet-listesi.html</link>
		<comments>http://www.everscared.com/hulya-avsarin-diyet-listesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Aug 2010 20:01:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>zeynep</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[avşarın]]></category>
		<category><![CDATA[diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Hülya]]></category>
		<category><![CDATA[listesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.everscared.com/?p=75021</guid>
		<description><![CDATA[Hülya avşarın diyet listesi
Hülya Avşar bu yaz tam dokuz kilo verdi ve iki beden birden inceldi. Pek çok kişi yaz tatilinden aldığı fazla kilolarla dönerken Avşar&#8217;ı tatilde incelten diyeti hazırlayan Banu Kazanç bu işin inceliklerini anlattı. Kazanç; sarkmadan, sıkılmadan, yüz güzelliği hiç bozulmadan diyet yapmanın tüyolarını verdi
Türkiye&#8217;nin en güzel kadınların biri olan Hülya Avşar nasıl [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hülya avşarın diyet listesi</p>
<p>Hülya Avşar bu yaz tam dokuz kilo verdi ve iki beden birden inceldi. Pek çok kişi yaz tatilinden aldığı fazla kilolarla dönerken Avşar&#8217;ı tatilde incelten diyeti hazırlayan Banu Kazanç bu işin inceliklerini anlattı. Kazanç; sarkmadan, sıkılmadan, yüz güzelliği hiç bozulmadan diyet yapmanın tüyolarını verdi<br />
Türkiye&#8217;nin en güzel kadınların biri olan Hülya Avşar nasıl kilo veriyor? Bu sorunun cevabını diyetisyen Banu Kazanç verdi</p>
<p>Kazanç, Hülya Avşar&#8217;ın son iki aydır uyguladığı özel diyetin formülünü verdi.</p>
<p>Salata kilo yapardı<br />
Hülya Avşar bu yaz nasıl bir diyet uyguladı?<br />
Bir kere Hülya Avşar&#8217;ın vücut yapısı klasik Türk kadını vücut yapısından biraz farklı.<br />
Çok spor yaptığı için sıkı bir vücudu var. Bu nedenle ona kaslarının erimemesi için protein ağırlıklı bir diyet uyguladık. Hülya Avşar yalnızca salata yiyerek, sebze ağırlıklı beslenerek diyet yapsaydı; kilo veremez, hatta kilo alırdı. Kan tahlilleri yaptık, vücudunda birazcık protein eksikliği gördüm. Ona göre de vücudunda proteini artırmam gerekti. Ben de bu tarz bir diyet verdim. Haftada üç gün karbonhidrat yedi. Eğer karbonhidratı kesseydik, o zaman da kas kaybı olurdu.<br />
Düzenli uyuyor!<br />
Sağlıklı olan kaç ayda kaç kilo vermektir?<br />
En doğrusu iki ayda sekiz ile 10 kilo vermektir. Hülya Avşar yaz tatilinde de diyete devam etti ve iki ayda tam dokuz kilo verip, 36 bedene kadar indi. Şimdi üç kilo daha vermesini planlıyoruz sonra koruma programı başlayacak. Daha fazla kilo vermesi doğru değil çünkü bu sefer verilen kilolar kolaylıkla geri alınıyor.<br />
Kilo verince insanın yüzü çöker derler. Hülya Avşar bu kadar incelirken yüzünün çökmemesi için özel bir şey uyguladınız mı?<br />
Diyet sırasında yeteri kadar protein almazsanız; kaslar çöker ilk olarak da yüz kasları erir. Diyet sırasında buna dikkat etmek gerekli. Kaslar erirse gözaltları morarabilir. Mesela; detoks diyeti yapar, şok diyet uygularsanız birdenbire bakarsınız ki, vücudunuzda sarkmalar olmuş. O yüzden protein, karbonhidrat ve sebzeleri dengelemek gerekli. Üçünü de çok iyi kullanmak gerekiyor.<br />
Peki Hülya Avşar&#8217;ın diyet yaparken hayatında neler değişti?<br />
Yemek saatlerini düzene soktuk. Daha düzenli su içmesini sağladık. Ekstra tuzu kestik. Protein ağırlıklı beslenmesi gerektiğini öğrendi. Çünkü insanların bazılarının aklına diyet deyince tamamıyla sebze ya da sadece salata gelir. Halbuki Hülya Hanım&#8217;da protein düşüklüğü olduğu için; o et, tavuk ve balık yemeyi öğrendi.<br />
İçki içmeyi çok sınırladınız mı?<br />
Hülya Hanım, zaten çok alkol alan bir insan değil! Ben genelde haftada üç defa ikişer kadeh şarap veririm, onu bile içmedi. Biliyorsunuz; düzensiz uyuyan insanlar kilo vermekte zorlanıyor. Hülya Hanım, günde mutlaka sekiz saat uyuduğu için diyetten çok iyi sonuç aldık.<br />
Diyet eğlenceli olmalı, tatlısını bile yiyebildi!<br />
Diyet sırasında insanlara büyük yasaklar konulmamalı. Tatlı istiyorsa yemeli. Ben, profiterol, cheesecake gibi tatlıları sınırlamıyorum. Çünkü psikoloji çok önemli. Bazı durumlarda üç hafta diyet yaptırıp, bir hafta serbest bırakırım. İnsanlar diyetlerini sevmezlerse o gerginlikle vücutlarında kortizol hormonu salgılanır. Kortizol hormonu da açlığı artırıp, metabolizmayı yavaşlatır. Kişi kilo vereceğine sevmediği bir diyeti yapınca kilo alır. Ben hastalarımın psikolojisini mümkün olduğunca korumaya çalışıyorum. Hülya Avşar da diyet boyunca sevdiği tatları yedi. Tatlılara yasak koymadık.<br />
Neler yasaklandı?<br />
Alışveriş yapmak:<br />
Diyet programı sürerken kişinin yeni kıyafetler almasını istemem. Çünkü konulan bir hedef vardır. Bu da mutlaka 36 beden değildir; herkesin vücuduna göre değişir. Hülya Avşar son derece ince yapılı bir kadın, onun için iki bedeni hedeflemiştik. Hedefi gerçekleşti. Bu ara yasak bitti, o da gardırobunu yeniledi.<br />
Evde tartılmak:<br />
Diyet programına katılanların evlerinde her gün tartılmalarını istemiyorum. Bu kurala uymayıp meraktan tartılanlar oluyor ama Hülya Avşar bu kurala uydu. Hiç evde tartılmadı onu hep ben tarttım.<br />
Metabolizması ananas ve somonla hızlandırıldı<br />
Ananas: Sabahları genellikle ananas yedi. Ananasın metabolizmayı hızlandırıcı önemli bir etkisi etkisi var. Bu nedenle diyet programlarında artık daha sık yer alıyor. Sabah kahvaltısında yarım ananası eziyorsunuz, içine biraz peynir koyuyorsunuz. İki dilim ekmeğin üstüne sürüp, en üstüne de bir tatlı kaşığı bal koyup, onu yiyorsunuz. Bu hem çok güzel hem de sağlık için yararlı bir kahvaltı.<br />
Somon: Hülya Hanım için özellikle balıklardan somonu tercih ettim. Diyet yaparken yağlı balıklardan kaçınmak lazım diye bir önyargı var. Ben buna katılmıyorum yağlı balıkların tam tersi Omega-3&#8242;ten zengin oldukları için metabolizma hızlandırıcı özelliği vardır. Somon&#8217;u da özellikle öneririm.</p>
<p>Kuru kayısı: Bağırsak çalıştırıyor.</p>
<p>Kivi: Metabolizmayı hızlandırıyor.</p>
<p>Kavun: Tokluk hissi yaratıcı ve metabolizmayı hızlandırıcı etkisi var. Kavun listesine verdim. Karpuzu pek tavsiye etmedim. Kirazı ise her zaman önerdim.</p>
<p>Kabak: Metabolizmayı hızlandırır. Diyet listesine iki haftada bir veriyor ama üç gün üst üste öneriyordum.</p>
<p>Su: Günde mutlaka 2.5 litre içilmesi gerekiyor. Diyet yaparken özellikle dikkat edilmesini istiyorum.</p>
<p>Yumurta: Metabolizmayı hızlandıran yumurtayı üç gün üst üste verebiliyordum. Sabah kahvaltıda haşlanmış olarak yenilebilir, bir sonraki gün akşam yemeğinde menemen olarak, üçüncü gün de öğlen omlet olarak yenilebilir.</p>
<p>Yağları karıştırıp kullandık<br />
Fındık yağı, soya yağı ve zeytinyağı bu üç yağı karıştırıp yemeklerde kullanmak için önerdim. Tereyağ çok az miktarda yemeklerde kullanılabilir ama miktarın çok çok az olması lazım. Yani tat vermesi için bir tatlı kaşığı falan gibi. Ancak o da çok sık olmamak şartıyla. Margarin vermiyorum. O kadar güzel yağlar dururken margarine gerek yok! Diyet yemekleri lezzetli olmalı, insanlar sevmiyorsa kepekli makarna yemek zorunda değil! Ben hep diyette normal makarna öneririm. Zaten kepekli makarnanın içindeki kepek çok az; zorlamaya da değmez..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.everscared.com/hulya-avsarin-diyet-listesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
